Kisa Kisa İngiltere


Bir süredir buralarda yoktum çünkü Londra - Edinburgh seyahatindeydik. Bu ilk defa Nil'den ayrı olarak gittiğimiz bir tatildi. O yüzden anlatacaklarım elbette çok fazla. Bu postun daha çok bir gezi - tatilden notlar niteliğinde olmasını istediğim için annelik mevzularına girmemeye özen göstereceğim:)


Öncelikle THY'den bahsetmek istiyorum. Keşke ne kadar başarılılar diyebilseydim ama maalesef her yıl daha da kötüye gidiyorlar. İdeolojik olarak tamamen belli bir yönde yönetilmesinden beri ne okuduğum Skylife'tan zevk alır oldum, ne yediğim yemeklerden, ne de aldığım hizmetten. Dört saatlik bir yolculuk bizi beklediği için kapıda verilen gazetelerden almak istediğimizde çoğunlukta Zaman gazetesi görmek bile hoş olmuyor. Bir ülkenin resmi hava yollarının bu tip durumlardan uzak durması gerektiğini düşünüyorum ama ne çare... Yapılmak istenen maalesef yapılıyor. Bunların haricinde hosteslerin o ülkenin bir nevi temsilcileri oldukları için daha özenle seçildiğini hatırlıyorum. Maalesef artık öyle bir şey yok. İnsan ayrımı yaptığım düşünülmesin ama şu bir gerçek ki bazı mesleklerde estetik önemli bir kavram. En azından dış hat seferlerinde özensiz makyaj ve saçlı hostesler yerine daha hoş görünümlü, temiz ve bakımlı hosteslerin olmaları gerektiğini; yaşça büyük hosteslerin ise artık şeflik gibi mertebelere geçmesi gerektiği inancındayım. Bu benim düşüncem tabii, katılıp katılmamak serbest. 


Yemeklere geçersem en son kahvaltı servisi yapıldığında eşimle birbirimize şok olarak baktığımızı hatırlıyorum. Gelen menü yukarıda. Keşke yarım kalan kahvaltımın da fotoğrafını çekseydim diyorum ama maalesef kötü durumdaydı. Yemeğin her türlüsüne tamam ama koskoca Türk yemek kültürü bu şekilde nasıl rezil edilir görmüş oluyoruz. Biz Türküz... Bir beyaz peynir, zeytin, reçel, ekmek koysalar kafi. Nedir bu Avrupalı görünmek adına berbat görünümlü uydurma yemekler? Yukarıdaki menüde aslında her şey gayet normal görünüyor ama hepsinin birbiriyle karıştırıldığını, yumurtanın ortasında bir tavuk sosisi, yine yumurtanın içinde iki dilim ekmek arası hindi jambon hayal edin. Hepsi yumurtanın içindeydi. Ha bir de ahududulu yoğurdu anlatayım: Sıcaktan köpürmüş, ekşimiş bir yoğurt geldi. Biz mi yemedik diye düşündük ve etrafımıza baktık. Neredeyse tüm yoğurtlar dokunulmadan çöpe gidiyordu. Yazık dedik. 

Bir de 90'lardan kalma 'How I Met Your Mother' dizisinin Marshall'ının başrolde oynadığı bir Amerikan filmi koydular ki kimse yüzüne bile bakmadı. Bir sürü yeni film var... Neden bu şekilde bir hizmet sergilediklerini biz hiç anlayamadık.


THY'den hayal kırıklığıyla ayrıldıktan sonra nihayet London - Gatwick hava alanındaydık. Londra'da Heathrow haricinde Gatwick, Luton ve Stansted olmak üzere üç büyük hava alanı daha var. Biz saatler ve Sabiha Gökçen'den kalkan THY uçaklarını düşündüğümüzde bize en uygunu olduğunu düşündüğümüz için Gatwick'e iniş yapmayı tercih ettik. Gatwick'ten şehir merkezine Gatwick Express adı verdikleri metro hattıyla bağlanıyorsunuz. Bunun için kişi başı 13£ verdik. Buradaki hatları düşündüğümüz zaman pahalı ama İngiltere zaten çok pahalı bir ülke. 


Şehir merkezine Gatwick Express ile tam 30 dakikada ulaştıktan sonra bavulumuzu bırakmak üzere otelimize ulaştık. Uzun araştırmalarımdan sonra (mutlaka yorumları okurum, şehir merkezinde olmasına, temiz ve içinin yeni olmasına özen gösteririm) karar verdiğimiz Hilton London Metropole'de kaldık. Otel arayışındaysanız hiç düşünmeden kalın diyebilirim. Biz çok memnun kaldık. Hem odalar çok geniş, hem çalışan görevliler çok yardımcı ve metro ile Oxford Street'e 3 durak uzaklığında. 


Bavulları bırakır bırakmaz ilk durağımız Oxford Street oldu. Burası Londra'nın en işlek ve kalabalık caddesi. Şehri tanımak adına iyi bir başlangıç olabilir. Biz ilk günden tarihi yerleri görmek yerine şehri tanımayı , tarihi yerleri dinlenmiş olarak görmeyi - böylece daha çok zaman ayırabilmeyi tercih ettik. Gider gitmez Oxford Street'e gitmemizin bir başka nedeni de Oxford Str. ile kesişen Regend Str. üzerindeki büyük Apple Store'a gidip Nil'e Skype'tan bağlanmaktı. Daha o andan özlemiştik:) 



Resimlerde de görüldüğü üzere İstanbul kavrulurken Londra'da herkes mont - kazaklarla geziyordu. Hava durumu 15 dereceyi göstermesine rağmen hissedilen kesinlikle daha düşük seviyelerdeydi. Yanıma mont almama rağmen Haziran'ın ortasında kazak da giyilmez herhalde diye düşündüğüme bin pişman olarak hemen kendimizi Gap'e attık ve yumuşak, sıcak tutan bir hoodies alıp neredeyse bütün tatili bu hoodieslerle geçirdik. Allahtan bir klasik olduğunu bildiğimiz yağmura yenik düşmemek adına şemsiye götürmüştüm. Yoksa biz şemsiye alana kadar bir de üstüne ıslanabilirdik. Ben soğuk havaları hiç sevmeyen, normal sıcaklıkta bile sürekli üşüyen bir tip olduğum için bizi karşılayan havadan pek memnun olmamama rağmen Londra'nın büyüsüne kapılıp hiç gık demediğimi de eklemek isterim:)



Hava muhalefetini saymazsak gittiğimiz tarih gezmek için tam ideal zamandı. Biz gitmeden bir hafta önce 60. yıl jübilesi kutlanmıştı. Resimlerde görüldüğü gibi etkisi hala devam ediyordu ama yoğun kalabalık kaybolmuştu. Bizden 1-2 hafta sonra da olimpiyatlar başlayacaktı ve bir insan seline yakalanmadan güzelce gezmiş olduk. 


Genel izlenimlerime geçecek olursak şimdiye kadar gördüğüm yerler arasında en beğendiğim şehir olduğunu söyleyebilirim. Nedenlerini ve detayları bir başka postta şehirden resimlerle anlatacağım ama mesleğimin de etkisi oldukça büyük. Bildiğiniz üzere İngilizce öğretmenliği okudum ve şu anda üniversitede İngilizce okutmanlığı yapıyorum. Yıllardır dersini verdiğim, detaylı olarak anlattığım şehri görmek tabii benim için daha farklı oldu ama bu bakış açısıyla bakmadığımda bile etkileyici bir şehir olduğunu söyleyebilirim. Beni en çok şaşırtan kozmopolit bir şehir olduğunu bilmeme rağmen İngilizleri beklediğimden daha az görmek ve  bazen yıllardır öğrettiğim dili anlayamamak:) Neden derseniz özellikle Hintli ve Arap'ların Londra'nın neredeyse yarısını kapladığını düşünürseniz her yerde onlarla karşılaşmak ve o tuhaf aksanlara maruz kalmak gerçekten enteresandı. Bazen gerçekten hiçbir şey anlayamadığım konuşmalara şahit oldum ve İngilizce konuşuyorlardı :) Pure British aksanı çok nadiren duyduğumu belirtmeden geçemeyeceğim:)

Bir sonraki postu Londra'da gezilecek görülecek yerlere saklıyorum... Mest olarak anlatacağımı şimdiden belirteyim:) 









13 yorum:

  1. Yeşimcim ben üniversitede okurken bir yaz tatilinde londra'ya gitmiştim, dediğin gibi mesleğimizin etkisindenmidir bilinmez hala rüyalarımı süsleyen şehirdir kendisi..birde oradan herkesin hayali olan paris'e gitmiştik inan londra kadar etkilemedi, londra döndüğümde ciddi anlamda rüyalarıma giriyordu:))çok özledim, senin postlarınla biraz hasret gidereyim insallah önümüzdeki yıllarda bizde tekrar gideriz canım..ayrıntılı postları bekliyorum..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllardır tüm coursebook'larda gördüğüm yerleri gerçek olarak görmek çok başka bir duyguydu. Hiç bir gittiğim ülkede bu kadar çok heyecanlanmamıştım ama eşim de pek çok yer görmesine rağmen o da çok beğendi. Biz mutlaka tekrar gideceğiz, yarım kaldı. Siz de kesinlikle gidin. Postlara bu hafta devam edeceğim:)

      Sil
  2. Baş başa gitmekle en güzeli yaptınız eşim Pirana'dan ayrılamadığı için bırakamıyorum ben :) Diğer postu bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz de ilk başta aklımızda soru işaretleri taşıdık gitmeye karar verme konusunda ama gidince inan çok iyi geldi ve o özlem duygusu da galiba çok üzücü olmasının yanında çok güzeldi. Döndüğümde yaşadığım mutluluğun tarifi yok

      Sil
  3. nılosunla ayrı olmak emınım her aksam resmıne bakarak duygulanmana vesıe olmus ve burnunda tutmustr. ancak arada bu es oldugunuzu evlı oldugunuzu ve askınızı canlandırmıstr.ıksıısnın yerı ayrı..zaten buyuyunce gerek kalmayacak boyle ayılıklara cunku oda anlayacak tatıllerde yıpranmayacak :)

    thy ye gelınce yonetıcılerı deve kesıp yozlastırmaya calıstıkları asıkar :((

    ancak tum dunyada hostes yas ortalaması yuksekken bızse ısten cıkma hızı yuksek oldugu ıcın genc nesıl yuksek o yaslı olanlar oldukca az yanı emeklılık hızı yok denecek kadar az...genc hostes olacagına bakımlı ve tecrubelı olması kesınlıkle daha onemlı dıye dusunyorum:)) bırde emınım kı gazete kalmamıstır cunku tum gazeteler vardır ancak herkes yogunlukluklu cumhurıyet kokan gazetelerı kapmıslardr gerıyede o sevımsızler kalmıstr ...kesınlıkle gelecegımızden korkuyurum ...

    fotografların devamını dort gozle beklıyorum.kocaman sevgıler:))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım anne olmakla eş, sevgili olduğumuzu unutuyoruz maalesef. Bu tatil o yüzden ikimize de çok iyi geldi. Nıl'i çok özledik ama dayanılmayacak bir şey değildi. Nihayetinde bir hafta ve gözümüz arkada kalmayarak gittik. Biliyorduk ki anneannesi bizden daha iyi bakacaktı. Sanırım bizi en çok rahatlatan da buydu.

      Thy'ye gelince ben 45 yaşındaki kadınların artık yolculara hizmet etmesin yerine şeflik mertebesinin daha çok yakışacağını düşünüyorum ve o dediğin gazeteler kalmamış değildi inan. Çünkü her gazetenin bir bölmesi vardı. Öyle olsaydı boş bölmeler olurdu. Ayrıca Cumhuriyet mi dedin:)) Güldürme beni imkanı ihtimali yok. Geleceğimizden korkmalıyız bence de. Diğer fotoğraflar çok yakında, öpüyorum seni:)

      Sil
    2. poffffffff cumhurıyet derken bır nebze cumhurıyet kokan gazete demek ıstedım :(( cok korkuyorum keısnlıkle :( bencede oyle olmalı amır olmalı sef olmalılar haklısın ama neler donuyor kımbılır :)) Annelıge gelınce bızde anneme bırakop gıtmıstık ve keısnlıkle ıcım cok rahattı sadece ozlem oluyor huzun oluyor ancak o anların tadını cıkartmayı dusununce ve donecegını dusununce rahatlıyorsun. tatılın tadı cıkmalı bu yılda bır dıyınce oyle bır keyıf oluyor kı :))) kocaman optum nılosunuuu canım

      Sil
  4. Enem.

    Mest olarak okudum Yeşim. Harikasın. Çok teşekkür ederim. Öbür postunu dört gözle bekliyorum. Bavulumu hazırlamadan gelse çok şukela olcek. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim şekerim:) İnşallah faydalı olur, bir sonraki post senin için daha güzel olacak sanırım

      Sil
  5. Ne güzel bir gezi olmuş arada sırada başbaşa tatil yapmak lazım.her sene bir ülke ne güzel bir plan:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, güzeldi gerçekten.

      Sil
  6. hoşgeldiiin :) diğer postlarını da merakla bekliyorum, etkileneceğini biliyordum, emindim hatta, çok güzel bir şehir değil ama ritmi insanı gerçekten etkiliyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbuldukkk:) Evet yaşayan şehirleri çok seviyorum ama burası benim için çok başkaydı. Bu aşk burada bitmedi tabi, mutlaka devamı gelecek:))

      Sil