Londra Gezi Notları 1


Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Londra'yı mest olarak gezdik. Tarihi dokusu çok yoğun olmasa da şehrin tuhaf bir büyüsü var ve sizi hemen içine çekiyor. Yukarıdaki harita Londra gezisi için çok işinize yarayacaktır ama zaten herhangi bir Tourist Information şubesine gittiğinizde buna benzer pek çok harita bulacaksınız. 


Biz ilk olarak rotamızı House of Parliament'e çevirdik. Zaten meşhur Big Ben'le yan yanalar. Önünde binlerce fotoğraf çekinmek için ideal nokta:) Tabii götürdüğüm onca güzel elbise, ince bluzlar, aksesuarlar hava muhalefeti yüzünden hayal oldu. Kaldık hoodies, kot mont, pantolon, spor ayakkabıyla. 



Big Ben'in hemen karşısında London Eye'ı göreceksiniz. Bu da artık Londra'nın simgelerinden biri olmuş durumda. Eğer binmek istiyorsanız internetten online olarak bilet almak daha mantıklı çünkü oradan almak isterseniz bir hayli uzun bir kuyrukta sıra bekleyebilirsiniz. 


Yine aynı alan üzerinde Prens Charles - Diana ve Prens William - Kate Middleton çiftlerinin evlendiği, değişik mimarisini uzun uzun incelediğimiz Westminster Abbey'e çevirdik rotamızı. İnanılmaz bir bina.  Yakından bakıldığında tek tek nasıl bir el işçiliği gördüğümü anlatamam. 


Parliament Street'ten Trafalgar Square'e yürürken karşımıza bu anıt çıktı. Etkileyici değil mi?



Aynı cadde üzerinde Horse Guards Parade'e geçtik. Saat tam 13.00'de her gün değişim törenleri oluyor ve yüzlerce turist bir anda buraya toplanıyor. Biz tesadüfen saat 13.00'de oradaydık. Yeni başlamıştı, izleme şansımız oldu. İngiliz atları gerçekten konuşulduğu kadar güzeller.


Londra'yı genel olarak beğenmeme rağmen Trafalgar Square'i bir meydan olarak çok beğenmedim. Sanırım diğer şehirlerdeki meydanlar gibi kalabalık, eğlenceli, canlı bir meydan bekledim ama burası daha çok tarihi ve sanatsal bir alan. 


Trafalgar Square'e geldiğinizde hemen karşınızda National Gallery Museum'u göreceksiniz. İçinde Monet, Leonardo Da Vinci gibi pek çok ressamın orijinal eserlerini görebildiğiniz gibi dönemsel olarak başka ressamların da tablolarını görmeniz mümkün. 


Olimpiyat öncesi giderseniz bizim gibi burada fotoğraf çekinmeniz de mümkün:)


Gelelim Tower of London'a... Burası krallığın 1070'li yıllarda kullandığı kale ve zindanlarmış. Bir hayli büyük bir alanı kapsıyor. Görülmeye değer


Ve işte sonunda Tower Bridge... En çok görmek istediğim köprü. Keşke bizde de böyle mimari değeri yüksek köprüler olsa ama maalesef bizde mimarlık geleneği yok denecek kadar az. 

Bizim Londra'da dört gün için tarihi mekanlara ayırdığımız bölüm bu kadardı. Bunların haricinde pek çok katedral, kilise de mevcuttu ama biz çift olarak kiliselerin hep aynı olduğunu düşünüyoruz ve çok zevk almıyoruz. Seviyorsanız yüzlerce önemli kilise var. 

Bu gezimizde aslında tam anlamıyla Londra'nın kabasını aldık diyebiliriz:) Daha önce de yazdığım gibi daha da detaylı gezmek üzere mutlaka tekrar gitmek istiyoruz.

Bir sonraki yazım tarihi mekanlar haricinde gezdiğimiz yerler ve detaylar üzerine... 




10 yorum:

  1. Londra'nin kesinlikle baska bir havasi var insani gercekten buyuluyor ben de cok sevmistim :) fotograflar cok guzel tekrar gitmis gibi oldum sayende ve ozledim :) ben de bloguma beklerim sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha devamı gelecek, ben de resimleri paylaştıkça çok sevdiğimi farkettim, blogunu takibe aldım benden de sevgilerr

      Sil
  2. oyş.

    insanlar bildiğin mont giymiş çok mu soğuktu yeaaağ :(

    Ben buralara giderim hep he. Çok müzelik bir insan değilim ama parktır, bağdır, bahçedir gezerim inş. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parkları mutlaka gezmelisin, muhteşem. Onları da yazacağım. Evet hava bildiğin soğuktu ama sen gittiğinde sıcak da olabilir. Orada hava durumunun sağı solu belli olmuyor. Burası gibi değil. Sen yine de yanına kalın bir şeyler al derim;)

      Sil
  3. Ahh süper ! Ben de bı arkadasım londra ya gelin gidecek o zaman seyahat düşünüyorum :) ne guzel fotograflar gercekten gitmiş gibi oldum ;) ama köprü hakikaten cok iyi ya ülkemiz mühendisleri ornek alsın dicem ama devlet normal bir köprü yapımı icin bile cucuk kadar bütçe veriyor mühendisler mimarlar projeyi yapabilse bile kim sponsor olacak ah ah zihniyetin değişmesi lazım önce :((
    Sevgiler Canikom

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi inş. harika olur eminim, gidersen bayılacaksın canım. Bizde o zihniyet nerede? Ancak yapsınlar 3. 4. 5. köprüyü derme çatma, başka bildikleri yok maalesef:(

      Sil
  4. çook güzel bi tatil olmuş yeşimcimm, nasıl imrendim şimdi:) ama ben en çok nilin yokluğunda neler yaptığını merak ettim, uyurken yemek yerken, yusufu 5 saat bile bırakıp biyere gidememiş biri olarak(evet bu benim içinde onun içinde çok kötü bi durum) anlatacakların bana yine yol gösterici olacak, böyle bi postu sabırsızlıkla bekliyorum:)) niloşa öpücükler.
    ve yusuf artık 8 buçuk 9 arası uyuyo, sabah 7 buçuk 8 de uyanıyo ayrıca gün içinde 2 defa 1 saat uyuyo:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol canım, onunla ilgili ayrı bir yazı yazacağım mutlaka oku ama tavsiyem annen ya da kayınvaliden varsa o da olmadı eşin, mutlaka biraz çık kendine de zaman ayır. Emin ol daha iyi oluyor, bebeğine de daha bir aşkla dönüyorsun. Bir de senin ruh sağlığın açısından da eminim daha iyi olacak çünkü sürekli evde olunca bazen çok sıkılabiliyoruz. Uyku olayına çoook sevindim, harika olmuş. Aman nazarlardan ırak. Ben çok dile getirmiyorum. Ne zaman desem nazar oluyor, Nil'in uykusu şaşıyor. Anne en çok kendi kendine nazar değdirirmiş:) Bu arada diş buğdayı yazını gördüm az önce ışınlanıp yoruma geliyorum:))

      Sil
  5. O kadar iyi anlıyorum ki o "kabasını alma" hissini tatlım :) tüm vaktinde didik didik gezse de insan yetmiyor, daha uzun kalmalı ki derinine işleyebilsin o şehrin. Biz de Roma için benzer hisler içerisindeyiz, ayrıca Londra'yı da çokça merak ediyoruz, o merağı güzel karelerinle bir nebze olsun gidermiş olduk eline yüreğine sağlık canım :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle canım. Londra'yı hemen listeye alın derim, hiç pişman olmazsınız. Ben şimdiden tekrar ne zaman gitsek planları yapıyorum:)Öptüm seni

      Sil