Onda Gördüm ile Röportaj


Bugün günlerden Cuma

Bugünden itibaren Cuma günleri severek takip ettiğim blogları sizlerle paylaşacağım ve sahipleri ile mini bir röportaj yapacağım ama benim gözümden kişiye özel sorular olacak. 
Benim blog takip listem çok geniş. Sadece anne bebek değil; aile, gezi,  moda, alışveriş, makyaj, teknoloji, ev dekorasyon ve yemek blogları severek takip ettiğim bloglar arasında. 
İlk röportaj OndaGördüm blogunun sahibesi Nazlı ile. Kendisiyle twitter haricinde Bumerang'ın düzenlediği 'İyi İçerik Atölyesi'nde yüz yüze de tanışma imkanı bulduk. Blogunun bence çok akıllıca düşünülmüş bir içeriği var. Hani yerli dizileri izlerken oyuncuların üzerinde çok beğendiğimiz kıyafetler olur, hangi markaya ait olduğunu ve nereden ulaşabileceğimizi merak ederiz ya işte tam da bu anda OndaGördüm aklınızdaki soruların cevabını veriyor. Bu açığı kapattığı ve genel merakı giderdiği için Nazlı'yı tebrik ediyor röportajıma geçiyorum:


1.       Seni tanımayanlar için kısaca kendini tanıtabilir misin?
Aslen Ankara’lıyım, yaklaşık 1,5 senedir İstanbul’da yaşıyorum. Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdim. Daha sonra İngiltere - Newcastle University’de Kültürlerarası İletişim ve Medya (MA in Cross-Cultural Communication and Media Studies) alanında yüksek lisans yaptım. Türkiye’ye döndüğümde 3 sene boyunca Ankara’da sanat galerimizin (R.D. ART Galeri) yöneticiliğini yaptım. Şu anda çalıştığım bazı ajanslara içerik üretimi yapıyorum ve 2 seneden biraz daha fazla bir süredir de tam zamanlı olarak OndaGördüm’ü hazırlıyorum.

2.      'Onda gördüm’ fikri ilk nasıl doğdu?
Açıkçası her şey bir anda, küçük bir fikirden doğdu denir ya, OndaGördüm’ün hikayesi de böyle. Eskiden bu kadar fazla Türk dizisi izlemezdim. Yabancı dizilerdeki kıyafetler, tasarımlar ise aklımı başımdan alırdı. Dizileri izlerken beğendiğim bir şeyler olduğunda, kendi kendime nereden bulabileceğimi araştırıyordum. Sonrasında patlayan Aşk-ı Memnu furyasıyla kostüm sorumlularına daha çok iş düşmeye başladı. Tabii insanların da ilgisi aynı oranda arttı. En sonunda dedim ki, ‘eğer ben merak ediyorsam başkaları da merak ediyordur’. Bu çıkış noktam oldu. Ve böylece OndaGördüm oldu.

3.      Yazmaya ilk başladığın günden bugüne blogun sana ne gibi artılar kazandırdı?
Öncelikle benim en büyük kazancım okuyucularım. Öyle güzel, öyle içten ve samimi okuyucularım ve Twitter takipçilerim var ki, kötü bir günümü güzelleştirmeye bile yetiyor. ‘Twitter’da ilk günden beri takipçinim’ diyenlerle şu an gerçekten bir aile gibi oldum. Bazen yolda yürürken içimden geçiriyorum; takipçilerimin sadece isimlerini ya da kullanıcı adlarını biliyorum ama belki de yolda yan yana geçiyoruz. Bu ilgi, bu sevgi ve bu destek benim en büyük motivasyonum. Seninle tanıştığımız gibi, Bumerang ve marka lansmanları sayesinde de diğer blogger arkadaşlarımda tanışıyorum. İşin bu tarafı da oldukça keyifli.

Diğer yanda blog bana teknik açıdan da pek çok deneyim kazandırdı. Kullandığım blog servisinin içini dışını öğrendim, host’a taşımak neymiş öğrendim, yakında kod yazmaya başlarsam kendime şaşırmayacağım. Tabii 2 yılı aşkın bir süredir OndaGördüm hizmet verdiği için, bu dizilere sponsor firmaların ve kostüm sorumlularının gözünde de bir güvenilirlik kazandırdı. Bu karşılıklı güven duygusu onlarla iletişime geçme ve bilgi edinme şansı verdi.

4.      Gördüğün kıyafetlerin markalarını hemen nasıl öğreniyorsun?
OndaGördüm’ün ilk aylarında dizilerin sonlarındaki sponsorlara bakarak, her bir markanın internet sitesini tek tek tarayarak, tasarımcılara e-mail göndererek bilgi almaya çalışıyordum. Bazen şans, bazen olumlu geri dönüşlerle ilerledim. Daha sonra belli büyüklükte bir kitleye hitap ettiğim anlaşılınca bilgiler bana da gelmeye başladı. Kostüm sorumlularını bildiğim dizilerde, kendilerine de soruyorum ve bir çoğu bana o kadar iyi niyetle yaklaşıyor ki. Sonuçta bu iş zincirleme bir durum, ben yazdığımda bu hem diziye, hem styling’e, hem de sponsor markaya olumlu bir geri dönüş. Açıkçası öncelikle araştırmalarım sonucu bulduğum ürünleri OndaGördüm’e ekliyorum. Markalardan ve tasarımcılardan gelen ürünleri de aynı şekilde düzenleyip yazıya hazırlıyorum.

5.      Blog ile ilgili ilerideki projelerin nelerdir?
En kritik soru bu. Kafamda o kadar çok fikir var ki, hangisinden başlasam bilemez bir durumdayım. Katıldığım girişimcilik seminerlerinde ve toplantılarında aklımda kalan ve kendime onlarca kez tekrarladığım şey şu; ‘girişimcilerin aklına bir sürü fikir geliyor ama konsantre olmak çok önemli. Bir şeye konsantre olun, onu halledin sonra diğerlerine geçin’. İşte bende bazen bu konsantrasyon eksikliği oluyor ve her şeye bir anda saldırma isteği geliyor. Bunun yerine daha planlı programlı olmalıyım. OndaGördüm’le ilgili ilk projem daha planlı olmak. İçerik üretimiyle ilgili farklı projelerim var. Yabancı dizi ve filmleri de işin içine katıp daha farklı yazılar hazırlamak istiyorum. Bloga yazdığım, girişini yaptığım ama maalesef ki devamını getiremediğim ‘Kendin Yap-DIY’ bölümüm var. En azından haftada 1-2 ürünle orayı güncel tutmak istiyorum. Aynı şekilde aktif şekilde yazamadığım OndaGördüm-Lifestyle blogumla hayata dair daha çok şey paylaşmak istiyorum. Aslına bakarsanız ben sürekli yazmak, yazmak, yazmak istiyorum; sürekli içerik yönünden kendimi geliştirmeyi hedefliyorum. Bunun içinde başlangıç noktama geri dönmek durumundayım, daha planlı, programlı olmak.

6.      En güzel giyindiğini düşündüğün dizi karakteri hangisi?
Uzun zamandır değişmeyen favorilerimden biri Lale Devri’nde Yeşim’di. Tabii bu Serenay Sarıkaya’nın fiziğinin verdiği avantajla da birleşince çok güzel bir çalışma ortaya çıkıyordu. Ne giyse kendine yakışıyor, acaba bu hafta ne giyecek diye merak ediyordum. Hala bana haftada 1-2 kez Yeşim’in kıyafetleri ile ilgili e-maillar geliyor. Hatice Aslan, aynı dizide hala devam eden Zümrüt Taşkıran karakteriyle beğendiğim isimlerden. Oyuncunun elektriğinden de kaynaklanıyor bu sanırım, Zümrüt de ne giyse yakışıyor bence. Bunun yanı sıra takip ettiklerimden Kuzey Güney’de Banu’nun tarzı dikkat çekici. Tabii son 1 aydır senaryo gereği sadece hasta yatağında görüyoruz, ama önceki kıyafetleri oldukça şıktı. Tarzı oturmuş bir karakter de Yalan Dünya’da Açılay. Tek omuz t-shirtleri, kısa pantolonları, deri ceketleri ve renkli Oxford ayakkabılarıyla bana çok sorular karakterlerden biri. Tabii bir de şimdi İntikam furyası var ama ben izlemediğim için karakterlerin stilleriyle pek ilgilenmiyorum. Ben Revenge’i hayranlıkla izlediğim için Türk versiyonunu takip etmekte açıkçası zorlanıyorum.


7.      Severek izlediğin bloglar hangileri?

ModaVeSosyete’yi hemen her gün neler yazmış diye kontrol ediyorum. Benim gibi dizi kıyafetleri yazan Fancy’s World Melis’i şahsen de tanıyorum, son zamanlarda çok aktif olamasa da severek takip ediyorum. StyleBoomMaritsaAlışverişCiniPapişStyle, son dönemde blog yazıları yazmasa da Facebook’dan hala takipte olduğum Willdone DekorasyonZetFashion aklıma ilk gelenler. Unuttuğum isimler varsa lütfen kimse bana kızmasın J Yabancı bloglarda çok var ama 2008’den beri hayranı olduğum SusieBubble’ın bende yeri ayrı. Moda bloglarının dışında kitap ve film aşığı olarak Twitter’daki @twithemsire’mizin blogu KitapBağımlısı ve Seyirci Koltuğu da sürekli kontrolüm altında. Teknolojiyi ise WebrazziBiguMiguSosyalMedya.co ve DijitalCanavar’dan takip ediyorum.

Hala OndaGordum'u takip etmeyen varsa hemen bloguna alalım sizi:)

4 yorum:

  1. çok guzel bir yazı olmuş, tebrikler cnm

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel bir fikir, ne güzel sorular ve ne güzel bir yazı ^^
    Ellerinize sağlık^^

    YanıtlaSil
  3. Hayırlı cumalar olmuş:))
    Esra Oruç
    http://www.latigul.com/

    YanıtlaSil
  4. Geç de olsa yazıya denk geldim. Seyirci Koltuğu olarak blogumun buraya taşınmasından çok memnun oldum. İkinize de teşekkürler :)

    Fatma
    http://seyirci-koltugu.blogspot.com/

    YanıtlaSil