Bir Kız Çocuğu Yetiştirirken Korkularım

Bu yazıyı çok uzun zamandır yazmak istiyordum ama doğru cümleleri bulamam, yanlış ifadeler kullanabilirim diye hep erteledim. Erteledikçe de daha çok yazmak istedim. Bugün dedim ki 'tam zamanı'.

Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki çocuklarımız için endişelenmememiz imkansız. Hangi okula yollamalıyım diye düşünürken devlet ilk öğretim okullarının orta okula ya da imam hatip okuluna çevrildiği, özel okulların "fırsat bu fırsat" deyip daha çok zam yaptığı ve ters oranla eğitim kalitesini daha çok düşürdüğü, eskiden apartmanda ya da sokakta bulunan arkadaşların yerini 'saatli' oyun gruplarının aldığı, üstüne bir de İstanbul gibi bir metropolde yaşayanlar olarak çocuklarımız için güvenlik sıkıntısını sonuna kadar içimizde hissetiğimiz bir dönemin ebeveynleriyiz biz. İşimiz hiç kolay değil. Fakat benim takıldığım ve Nil için endişelendiğim daha ciddi mevzular var.

Kız olsun erkek olsun çocuk büyüdükçe sorunlar büyür ama o sorunlara karşı ailenin alacağı önlemler zamanla kız ya da erkek çocuğa göre değişir. İşin erkek boyutu hakkında yorum yapamam çünkü "bir erkek çocuğum olsaydı" diye hiç düşünmedim açıkçası. Onu da erkek anneleri ve babaları düşünsünler:) Dolayısıyla bu yazım daha çok kız annelerine hitap edecektir. Meraklı erkek anneleri okumaya devam edebilirler...

Kız çocuğu yetiştirmek çok zor zanaat: Kastım 0-6 yaş arası değil, sonrası... Maalesef ailelerce özellikle de anneler tarafından çocuklara empoze edilen bazı kavramlar var. Bu ailenin yapısına, ekonomik gücüne, eğitimine, kültürüne, yaşadığı bölgeye kadar değişiklik gösterebiliyor. Ben küçük bir şehirde bazı değerlerle büyüdüm. Ailemin benim geleceğim için arzu ettikleri ve bana empoze ettikleri; iyi bir üniversitede okuyup, iyi bir meslek sahibi olup, ayakları yere basan, ekonomik özgürlüğünü eline alabilmiş bir kız olmaktı. Sonrası bana kalmıştı. Zannediyordum ki her aile çocuğuna alt metinde aynı şeyleri aşılıyordu. Öyle olmadığını ilk üniversiteye gittiğim yıllarda öğrendim. Daha sonra iş hayatında, ama en çok da çocuk sahibi olduktan sonra... Mesela 'proje çocuk' kavramı benim kafamda ailesinin istediği okulu okuyup, ailesinin istediği hayatı yaşaması istenen çocuktu ama ben proje çocuğun -negatif ne özelliği olursa olsun fark etmez- zengin bir kocayla evlenmesi istenen çocuk olabileceğini de bu yaşımda öğrendim. İnsan küçücük çocuğu için böyle hesaplar yapar mı diye şok olmayı bırakın aklımın almadığı çok mevzu var aslına bakarsanız.

Şehir de galiba bu tip mevzularda büyük rol oynuyor. Ankara'da okudum, iş hayatına orada atıldım, kocamla orada tanıştım, orada evlendim; yani Ankara benim ikinci memleketim gibi oldu diyebilirim. Başkenttir, büyük şehirdir ama insanı temizdir. Hesap kitap memur zihniyetiyle yapılır, çıkar zihniyetiyle değil. Maalesef ki o çıkar zihniyeti İstanbul insanında hayli fazla (genelleme yapıyorum - bilimsel bir yazı değil tecrübelerimi aktarıyorum). Ve yine maalesef ki biz bu şehirde Ankara kafasında bir baba ile küçük şehirde yetişmiş Ankara kafasına kendini yakın bulmuş bir anne olarak bir çocuk yetiştiriyoruz. İstiyoruz ki çocuğumuz da bizim gibi olsun, İstanbul'da doğsun ama İstanbul'lu olmasın... Ne zor değil mi!

Nasıl bir kız yetiştirmek isterim diye düşününce de bir mutlu oluyorum, bir hayaller kuruyorum. Hayat tabii ki Nil'in hayatı, o nasıl isterse öyle devam edecek ama hamuru ben ve babası şekillendiriyoruz. O hamurun içine ne kattığımız önemli. Her şey bir tarafa en başta vicdanlı olmasını isterim. Bu önemli bir kavram benim için. Vicdani değerleri olmayan gözümde tam anlamıyla insan değildir. Onun dışında ikinci önem verdiğim özellikse öz güven. Geleceğiyle ilgili konuşursak da ayakları yere sağlam basan, yaptığı meslek ne olursa olsun eğitimini alan, kararlı ve en önemlisi 'kendi kendine yeten' bir kız olmasını çok isterim. Biz dahil kimseye bağımlı olmaması onunla ileride konuşacağım konulardan biri. Hayatta herkes geçici, kalıcı olan kendisi. Bunu çok iyi bilmeli. Daha da ileriye gidersek Nil için isteklerimden biri seveceği, mutlu olacağı eşi kendi isteğiyle sevgi çatısı altında seçmesi. Benim ona öğretebileceklerim kabaca bunlar (saymadığım milyon tane madde var ama hepsi sırayla). Alıp almamak tabii ki ona kalmış. Yalnız şunu iyi biliyorum ki herkes kendi doğrularıyla çocuk yetiştiriyor, biz de kendi doğrularımızdan ödün vermeyeceğiz. Belki bazen yadırganacağız, bazen çağ dışı bulunacağız ama çocuğumuzu prototip 'çok okumasına gerek yok, mutlu bir çocukluk geçirsin, zaten sonra özel üniversiteye yollarım, orada da zengin kocayı bulur, oh hayatı kurtulur' kafasından uzak tutacağımızdan eminim. Evet mutlu bir çocukluk geçirsin ama kusura bakmasın zamanı gelince de bizim gibi kafasını kaldırmadan çalışsın, özel üniversiteye gitmesini istemem ama büyük konuşmayım giderse de okumak için gitsin. Zengin koca da bulacaksa bulsun ama sevdiği adam olduğu için evlensin, zengin olduğu için sevmeye çalışmasın! Aslında bu yazdıklarımın özünde hep şu var: Benim kızım tükettikleriyle değil, ürettikleri ile övünsün. 

Görüldüğü gibi sevgili okur bu maddi ve çıkarcı dünya beni korkutuyor ve düşündürüyor. İşin kötü tarafı ben bu dünyanın tam ortasında yaşıyorum ve kızımın bu dünyadan olmasını istemiyorum. Yukarıda da yazmıştım, yineliyorum... İşim çok zor... Ama imkansız değil. Öyle ya biz ne için varız?

11 yorum:

  1. Yetiştirilme tarzı biraz nereli olduğundan çok ailenin nasıl değerlere sahip olduğuyla alakalı. Açıkçası gerçek istanbul' lu olanların da yazdığın düşüncelere sahip olduğunu düşünmüyorum ben.
    Annemin şu an en büyük sıkıntılarından biri benim çalışamıyor olmam, resmen kahroluyor. Kızım için ileride ben de aynı düşüncede olacağım sanırım, onun kendi kendine yetebilmesi ve sadece kendiyle mutlu olabilmesi her şeyden daha önemli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Kızları çalışmadığı için kahrolan bir anne" düşüncesi bazı insanlara o kadar garip geliyor ki Laçin hanım...
      Ben de öyle diyorum bazı etraftaki insalara da, çalışmasam annem babam kahrolur diye, anlayamıyorlar...

      Hep çocukları için en iyiyi düşünme gayretinden vazgeçemiyor aileler..Bu kız evlat ebeveylerinde bence daha çok..Dediğiniz gibi sanırım biz de öyle olacağız..

      Sil
    2. İstanbul'daki genel portreden bahsetmeye çalışmıştım aslında, kıyaslama yaptım. Yoksa o şehirdeki herkes çok iyi, burası çok kötü diyemem tabii ki. Laçincim sen üreten ve çocuklu, bildiğim kadarıyla da çocuğuna tek başına bakan bir annesin. Bu durumda çalışmaman da çok normal. Annem gelmese ben de ara verebilirdim. Bahsettiğim hiç çalışmak istemeyen kadınlardı aslında

      Sil
  2. Yeşimciğim bende yazdıklarını çok beğendim küçük bi şehirde yaşamış bir insan olarak aynı şeyler için endişe ediyoruz. Laçin'in dediği gibi benimde annem şuanda çalışmıyor olduğum için kahroluyor. Endişeleri kendi ayaklarımın üzerinde duramamak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuk olunca ve tek başına bakan bir anne olarak zaten şu an yoğun bir mesain var canım. Elbette Derin büyüyünce sen de kaldığın yerden devam edersin.

      Sil
  3. Anlamli bi yazi hazirlamissin Yesim. Biz de karikoca egitim sektorunde ebeveynler olarak kizimizi tuketim cilginligindan uzak tutmaya gayret gosterecegiz ozellikli egitim konusunda. Ben hep kendim icin sunu dedim:iyi ki Samsunda okumusum universite zamani buraya gelmisim. Nisan icin de makul ortamlari secip maddiyatin yaristirildigi durumlardan uzak tutacagiz. Bu sehirde isimiz o kadar zor ki, ancak biz birbirimizi anlayabiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız olmadığımı bilmek bile çok güzel, en yakın zamanda konuşalım bu konuyu

      Sil
  4. Yeşimcim, bazı noktalara o kadar katılıyorum ki...Ben de küçük yerde büyüdüm, memur bir ailenin kısıtlı imkanlarıyla büyümüş bir kızıyım. Özle okulda okudum lisede ama burslarla, oraya verilince başka yerden kısılan imkanlarla...
    Annem babam sadece tek bir çocuğa istediğimiz imkanları verebiliriz deyip beni tek çocuk olarak büyütmüşler. (birkaç yıldır bu konuda keşke böyle olmasaydı diyorum o ayrı :)) )

    Asla tek çocuk şımarıklığı nedir bilemedim hayatta..
    Bu devrin şartlarına göre doğru yanlış bilemem ama onlar beni kendi kurallarına göre büyütmüşler, iyi de etmişler..

    Hayatta ders çalışmamak, okulda başarılı olmamak veya üniversite okumayıp bir meslek edinememek diye birşey olmadı benim kafamda mesela. Hep kendi başına ayakta drmanın öenmini empoze ettiler bana..

    Asla her istediğim her istedğim zamanda olmadı.

    Ama asla da isyanklar, dediğim düdük çaldığım düdük bir çocuk da olmadım...
    Asosyal olmadım, "zamanında yaopılan baskılar ilerde size geri döner" düşüncelerini haklı da çıakrmadım..

    "Çocuğu bu kadar kontrol ederseniz kişiliksiz olur" diyenleri dehaklı çıkarmamışımdır umarım çevremdekilerin gözünde...

    Herşeye rağmen şu hayattan tek dileğim Bahar'ı iyi bir kız evlat olarak yetiştirebilmek benim de..

    Alıntı yapıyorum yazından, şu kısım da benim şü devirde en çok şaşırdığım, dilimin uttulduğu kısım...
    "Mesela 'proje çocuk' kavramı benim kafamda ailesinin istediği okulu okuyup, ailesinin istediği hayatı yaşaması istenen çocuktu ama ben proje çocuğun -negatif ne özelliği olursa olsun fark etmez- zengin bir kocayla evlenmesi istenen çocuk olabileceğini de bu yaşımda öğrendim. İnsan küçücük çocuğu için böyle hesaplar yapar mı diye şok olmayı bırakın aklımın almadığı çok mevzu var aslına bakarsanız."

    Evet bu desturla kız evlat yetiştiren anneler kaynıyor etrafta..Hiç aklım almadı almayacak da...

    Sevgiler canım. Ellerine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim eşim de tek çocuk. Tek çocuk şımarıktır düşüncesi nasıl gelişmiş bilmiyorum ama hiç bir şımarıklığını ve bencilliğini görmedim şimdiye kadar. Hatta benden daha paylaşımcıdır.

      O anneleri etrafımızdan zaten öyle ya da böyle uzak tutuyoruz çünkü onlar bize biz onlara göre değiliz. Olmayalım da zaten. O kafayı hiç anlamıyorum çünkü

      Sil
  5. ben meraklı bir erkek annesi olarak okumaya devam edenlerdenim... ama yazılanlar kız olsun erkek olsun belli bir eğitimi almış tüm ebeveynlerin istiyeceği şeyler... ben de oğlumun özgüvenli, kendi ayakları üzerinde durabilen, vicdanlı, kendi kendine yetebilen, eğitimli bir birey olmasını istiyor ve ona göre yetitirmeye çalışıyorum.. başarılı oluruz umarım... ama şu yaşadığımız dünya beni her geçen gün daha da korkutuyo.. çalışan bir bayan olarak yaşanılan şeyler ürkütüyor.. gerçekten bayan olmak çok zor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence inançlı ve kararlı ebeveynler olursak, evlatlarımıza sevgiyle paylaşımlarda bulunursak olmayacak şey değil. Nihayetinde büyük şehirlerde yaşayan herkes kötü yetişmiştir diye bir şey yok. Olanaklar sayesinde şanslı olduğumuz pek çok konu var. Olumlu tarafından bakmalı ama çok dikkatli olmalıyız

      Sil