Münih Gezi Notları

Gezi yazılarına devam:

Salzburg'daki gezimizin ertesi günü yine trene atlayıp Münih'e doğru yol alıyoruz. Salzburg - Münih arası trenle 1.5 saat sürüyor. İstasyona iner inmez her zamanki gibi Tourist Information'a uğruyoruz ve gidilecek gezilecek tüm yerlerin birer broşürü, şehir haritası derken çantayı dolduruyorum. Bir de soracağım sorular var. Onları da infodaki görevli bayana sorup gönül rahatlığıyla otelimize geçiyoruz. 

Viyana-Salzburg benim fikrimdi. Münih'i listemize Mert ekledi. Şimdiden uyarayım: Münih kesinlikle erkekler için çok daha eğlenceli. Nedenini ilerleyen resim ve yazılarımda fark edeceksiniz.

Şehirde turumuza başlıyoruz. İlk durağımız BMW müzesi (Daha çok erkeklere göre bir şehir olduğunu söylemiştim). Bina son derece modern tasarlanmış. Yukarıdan bakıldığında da BMW logosunu göreceğiniz şekilde inşa edilmiş. 

O kadar tarihi mekan gördükten sonra burası bize detox gibi geliyor:) Evet 2013'te yaşıyoruz, bunu hissettik:)

Müzenin girişinde BMW'nin yeni arabaları gösterime sunulmuş. Bazı turistler oturup test ediyor, bazılarıysa içine oturup poz veriyor. Ben şöyle bir bakıp geçiyorum. Hiç ilgi alanım değil evet:)

El yapımı bir Rolls Royce. Dikkat çekici!

Bu altın rengi dikiz aynalı araba ne olabilir sizce?

Bir Mini Cooper ama öyle sıradan bir Mini değil kendisi. Roberto Cavalli tasarımı. Çok havalı gerçekten:)

İşte bu gezideki en mutlu kişi:)

Dikkat ettiyseniz biz bu binanın tam karşısında showroomdaydık. Şimdi bu modern binaya girip müze gezme zamanı.

 
Eski bütün BMW'ler burada toplanmış. Klasik araba tutkunları için bir mabet.


Bu araba bence şimdiki arabalardan çok daha sevimli. Böyle arabaları tekrar çıkarabilirler diye içimden geçiriyorum. 

Geçmişten günümüze '3' serisi

Bu bölüm çok enteresan çünkü bütün BMW modellerinin isimleri tek tek asılmış.

Spor modellere geçiyoruz. 1956 yılının en gözde arabası. 

Bu benim favorim:) Çok şirin değil mi?

Ve erkek turistlerin bayılacağı bir başka noktadayız: Olimpiyat stadyumu. Aslında bir futbol stadyumu bir bayanın ne kadar ilgisini çeker ortada ama burası benim için de ilgi çekici bir yer çünkü spor ile ilgisi dışında aynı zamanda çok tarihi bir yerdeyiz. 1972 Olimpiyatları'nın oynandığı dönemde Black September örgütü üyesi Arapların 11 İsrail'li sporcuyu önce rehin alıp sonra katliam yaptıkları bir nokta burası. Burayla ilgili bilgisi olmayan varsa kesinlikle Eric Bana'nın başrolünü oynadığı Munich filmini izlemelerini tavsiye ederim.

Benim için tarihi olmasının haricinde buranın çok da anlamı yok, ama eşim burada oynanan maçların pek çoğunu yakinen takip ettiği için onun için muhteşem bir yer:) 
Olimpiyat stadyumunda artık maçlar yapılmıyor. Daha çok konserler ve diğer etkinlikler için kullanılıyor.

Yine bir başka tarihi nokta olan Olimpiyat havuzunu da görmeden geçmiyoruz. Burada pek çok ünlü yüzücü madalyalarını almış. Keşke mayolarımızı alıp biraz serinleseydik diye iç geçiriyoruz:)

Münih'in pek çok yerinden görünen Olympic Tower'ın tepesine çıkmadan olmaz. 291 metreyi asansörle 18 saniye gibi bir sürede çıkıyoruz. Kulaklarım uğulduyor:)

Tepeden Munich'e baktığımda yine içimi bir sızı kaplıyor. Şuradaki yeşil ve betonlaşma oranına bakar mısınız? Bizde bu arazilerin neredeyse hepsi beton.

Biraz önce gezdiğimiz Olimpiyat Stadyumu

Ve BMW müzesi


Olimpiyat Stadyumu yapılırken sadece stadyumu yapıp bırakmamışlar. Olympia Park isimli kocaman bir alana stadyumla beraber yapay göletler, yeşil bir alan, restoranlar ve insanların kolay ulaşabilmesi adına müthiş bir ulaşım ağı yapmışlar. Bir de İstanbul'daki Olimpiyat stadyumunu düşünün şimdi. Gitsen gidemezsin, İstanbul'un bir ucunda; gelsen gelemezsin trafik yoğunluğundan; ne parkı? Stadyum var ya yeter. Keşke rant kavgası adına bu kadar çarpık kentleşmesek ve böyle yerleri kendimize örnek alsak diye düşünüyorum ama yanılıyorum. Böyle düşünmek ve uygulamak için biraz 'vatansever' olmak gerekti değil mi?


Olimpiyat stadyumundan çıkıp direk Münih'in merkezine Marienplatz'a gidiyoruz. Arkamızdaki bina belediye binası.

Marienplatz Münih'in en canlı ve işlek noktası. Burada her tip insanı bir arada görebiliyorsunuz. Viyana'yla kıyaslarsam kesinlikle Münih çok daha canlı bir şehir. 

Burası İngiltere'deki Harrod'sın Almanya versiyonu olan bir department store: Hirmer

Yemek zamanı:) Önce bira - patates. Sonra lezzetli İtalyan yemekleri. Buranın adını unuttum (hiç yapmam böyle bir şey ama olmuş bir kere:) ) Münih'e giderseniz ama tam Hirmer'in karşısındaki en canlı İtalyan restoranı. Alman birası gerçekten içimi çok rahat ve lezzetli. Almanların su yerine neden bira tercih ettiklerini daha iyi anlıyorum. Yemekler ise muhteşemdi. Hep söylerim: İyi ki İtalyan'lar var:)

Burası Münih opera binası. 

Ve birazdan bizim de uzanacağımız yeşil alan. Keşke bizde de böyle yerler olsa değil mi:)

Akşamsa Münih'te tanıştığımız bir Türk'ün önerisi ile Münchner Freiheit'e gidiyoruz. Burası daha çok lüks restoran ve cafelerin olduğu, akşamları daha canlı bir mekan. Dondurma yemek için Boulevard isimli bir mekana oturuyoruz.

Bu kuplardan istediğinizi yaptırıyorsunuz. Münih'e yolunuz düşerse buraya da mutlaka uğramalısınız.

Günün sonunda kendimizi çok yormadan daha rahat gezdiğimizi fark ediyoruz. Münih bize iyi gelmiş buradan güzel anılarla ayrılıyoruz.

Ve artık gezimizin son noktası olan Neuschwanstein Şatosu kalıyor:)
O da bir sonraki postta:)






18 yorum:

  1. Senin gezi postlarını keyifle okuyorum Yeşimcim.Anlatımını çok seviyorum.Münihe gitmiş kadar oldum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim:) Ben de sıkmadan yazmaya çalışıyorum umarım başarılı olmuşumdur

      Sil
  2. Yeşim valla havada pırıl pırıl insanın gidesi geliyor..Pek keyifli anlatmışsın ben de bayıldım..10 numara 10 numara..
    Esra Oruç :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Di mi di mi:) Benim de yazarken bir daha gidesim geliyor:)

      Sil
  3. ee erkekler için biraz bişilere katlanmak lazım:)

    YanıtlaSil
  4. Canım ne guzel anlatmışsın ama en çok o dondurmaları merak ettim desem anlarsın dimi??? Bizim Ekim'de Münih aktarmalı bir uçuşumuz olacak. Ay keşke fazla vakit olsaydı ama ancak transfer için yetecek bir zaman. Zaten gidince aytintili gitmek gerek. Merakla diğer postları bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet mutlaka detaylı gezilmesi gereken bir yer Münih ama bizim de sadece 1 günümüz olduğu için gezemediğimiz yerler de vardı tabii. Bir başka sefere inşallah

      Sil
  5. Tüm bu gezi notlarındaki fotoğraflarda bebeksiz olduğunuzu görüyorum.Kızınız doğmadan önce gezip sonra mı yazdınız,yoksa onu ananesine bırakıp mı gezdiniz?

    YanıtlaSil
  6. Yesim Hanim gercekten anlatis uslübunuz cok hos insani direk icine cekiyor;sadece Viyana da Schalgobers denen Almanya`da Sahne :) atlamissiniz,Avusturyalilar Schlagobers yemezse ölürler :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, ben Schalgober'i hiç duymamıştım. Bir daha ki sefere artık:)

      Sil
  7. Gezinin bu kısmı tam benim eşime ve büyük oğluma göreymiş :) Yeni yılda çok isterim ama eşim işi dolayısıyla hiç mümkün değil.. bir gün çocukları büyütüp tek başıma giderim inşallah . Dondurma gördükten sonra beni kimse tutamaz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında oğullarının bayılacağı bir yer bence onlarla gitmek kesinlikle senin için de daha eğlenceli olur.

      Sil
  8. Çok güzel anlatım,resimler+yazı bütünlüğü şahane. Biz su gibi okurken yazmanın o kadar
    kolay olmadığını bilen biri olara tebrik ederim.Tşk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim, çok mutlu oldum

      Sil
  9. Gezi notlarınız çok güzel..Ama keşke biraz daha zamanınız olsaymış da Englishgarteni de görebilseydiniz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Maalesef 1 günümüz vardı. Gezemediğimiz çok yer var. İnşallah bir başka zamana orayı da listeye almak isterim.

      Sil