Neuschwanstein Şatosu

Görsel alınıtıdır
Viyana-Salzburg-Münih gezimizden döndüğümüzde 3 şehri 3 postta yazarım diye düşünmüştüm ama yaz yaz bitmedi:) Olsun, uzun olsun ama kayıtlı olsun. Hem belki buraları gezecek olanlara bir rehber oluyor yazdıklarım, hem de asıl önemlisi ben geriye dönüp okumaktan çok zevk alıyorum. Ne demişler "SÖZ UÇAR, YAZI KALIR". Her gezide 1000 tane fotoğraf çekiniyoruz ama ne yaşadığımızı, ne düşündüğümüzü aklımızda tam manasıyla tutabiliyoruz. Aslında blog yazmayı bunun için de çok seviyorum. Bir nevi resimli hatıra defteri...

O zaman gezimizin son noktası Neuschwanstein için buyurun:

Neuschwanstein şatosu benim çoooook uzun zamandır hayalini kurduğum, hayatımdaki 'to do list' maddelerinden biridir. Bu maddeye bir 'tick' atmak benim için ne kadar anlamlıydı anlatamam. Peki nasıl gideriz derseniz varılacak yer Füssen. Münih - Füssen arası 2 saat sürüyor. Bir de Almanya sınırları içinde eski trenler kullanılıyor. İnternet bağlantısı yok, koltuklar da çok konforsuz. Hazırlıklı olmakta fayda var. Yol da çok sıkıcı. Füssen'e iner inmez sizi Neuschwanstein'a götüren otobüsleri görüyorsunuz. Zaten trenden inen herkes şatoya gitmek için otobüslere doğru yol alıyor:) Otobüse biniyoruz, yolculuğumuz 5 dakika sürüyor:)

Geldiğimiz noktada şatolar için bilet noktası, oteller ve şatoya çıkmak isteyenler için at arabası servisleri gibi tamamen turizme hizmet eden bir bölgede buluyoruz kendimizi. Şato için biletlerimizi alıyoruz ve yürüyerek mi at arabasıyla mı çıksak kararsız kalıyoruz. 


Neuschwanstein Şatosu haricinde Hohen Schloss isimli Baverya kalesi de gezilecek yerler arasında ama biz şatoyu tercih ediyoruz. 

At arabasından vazgeçip "buralara kadar gelmişiz, tadını çıkaralım" deyip tam 40 dakikalık tırmanışa geçiyoruz. 

Şato yukarılardan bize el sallıyor, az sonra oradayız:) 

Ve şato:)

Yukarıdan manzara




Şatonun avlusundayız. İçeride makine kullanmak yasak. 

Şatonun en güzel manzarasını görmek üzere Marien Bridge'e doğru tekrar düşüyoruz yollara. Manzaramız büyüleyici değil mi?

Köprüdeyiz ve müthiş şelale bir yanda...

Diğer yanda ise Neuschwanstein

Benden mutlusu yok. Bir zafer edasıyla pozumu veriyorum:)

Ve dönüş zamanı... Çıktığımız yoldan inmeye başlıyoruz. Yokuş aşağı inmek bir harika!

İnerken bu aileyi görüyoruz ve yabancı ailelere olan hayranlığım bir kez daha artıyor. Bir Türk ailesinin bu şekilde 2 çocuklu ve o kadar yolu rahatça çıkabileceğine ölsem inanmam. Çocukların sesini bile duymadım, değil mızmızlanma... 

Ve son olarak buranın tarihinden bahsetmek istiyorum: Bavyera kalesinde yaşayan dönemin prensi 2. Ludwig sıradan, fetih ve güç savaşında olan bir kral olmak yerine arkasında müthiş eserler bırakan bir kral olmanın hayallerini kurar. Hayallerini kurduğu yer yukarıda şatoyu en güzel görebileceğiniz yer olan Marien Bridge'dir. Her gün oraya gider ve şelaleden gelen rahatlatıcı su sesi eşliğinde bugün şatonun yer aldığı boş alana bakıp bir gün kral olduğunda ilk işinin hayalindeki şatoyu yaptırmak olduğuna karar verir ve hayallerini gerçekleştirir. Buraya kadar her şey güzel ama hikaye mutlu sonla bitmiyor. Bavyera halkı bu romantik kraldan pek de memnun olmuyor ve paraların savaşlarda harcanması yerine bina yapımında kullanılmasına çok bozuluyor. Bunun üzerine çıkan ayaklanmalar sonucunda krallığın önde gelen 10 doktoru krala akli dengesini yitirdiğine dair bir rapor veriyor. İşin en acıklı kısmı şu ki yıllarca bu şatonun yapımı için her türlü emek veren Ludwig şato içinde sadece bir kaç hafta yaşayabiliyor. Rapor sebebiyle Schlossberg şatosuna gönderiliyor ve şatonun etrafındaki Staunberg gölünde ölü bulunuyor. İntihar mı ettiği, başka nedenlerle mi öldüğü bilinmiyor. Öldüğünde ise sadece 24 yaşında. Çok acıklı değil mi?

Biz yazın gitmeyi tercih ettik ama kışın da müthiş bir görüntüsü var. Aklınızda olsun;)







12 yorum:

  1. Şato gerçekten harika görünüyor. Fotoğraflarla anlatımız çok güzel olmuş:)

    YanıtlaSil
  2. off öyle güzel ki. şatolara bayılıyorum zaten
    bir de kışın görmek nasıl olur acaba. daha hiç almanya ya
    gitmedik. sence nerdenn başlasak ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bizim de ilk Almanya ziyaretimizdi. Fakat kuzey Almanya'nın daha güzel olduğunu duyuyorum. Belki oradan başlanabilir. Ve tabii Berlin:)

      Sil
  3. Tabiii be buraya gitmedim ve su anda okuyuunca siir oldum kendime :)
    ve ayrıca sen ne güzel bir kadınsın!
    Nasıl bir duru güzellik o...

    Burayı cok methetmişlerdi ama kısmet olmadı, başka bahara artık. Gidebilseydik muhteşem fotoğraflar çekilirmiş yalnız :)Doğa güzelliği bambaşka. Ben de uzun zamandır gezilerimi yazmıyordum. Geleli 1 ayı geçti hala eksik kalanlar var, hırs yaptım bugün bir yazı da beden gelecek o zaman :)

    Sevgiler güzel anne :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fulya ne güzel sözler çok teşekkür ederim. Bence de yaz, ben de senin yazıların çok severek okuyorum

      Sil
  4. şato harika görünüyor Yeşimcim... kışın görüntü bir harikadır ama o yollar nasıl gidilir ki... sanki sizin gittiğiniz mevsim iyi olmuş gibi :) bir de çoluk çocuk gezen ailelere ben de bayılıyorum... walla biz bir yere gideceksek genelde birini bırakıp gidiyoruz... hatta bazen abartıp kızların ikisini de bırakıyoruz... keşke biz de alabilsek... ama acaba biz mi rahatımıza düşkünüz, bizim çocuklar mız mız da onlar mı sakin... ben bilemedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kışın bence de çok zor olur o soğukta o kadar mesafeyi almak ama görüntü gerçekten enfes. Bence biz Türk anneleri olarak bir şeyleri yanlış yapıyoruz ama ne ben de bilemiyorum:)

      Sil
  5. Gezi yazılarınız seviyorum :)

    Sevgiler Müge

    YanıtlaSil
  6. Şahane bir yermiş,manzara fotoğraflar harika. Yeni yerler görmek yeni lezzetler denemek ne güzel bir deneyim.Diğer notları okumaya gidiyorum :))

    YanıtlaSil