Burgazada Gezi Notları

Büyükada ve Heybeliada'ya defalarca gitmemize rağmen şimdiye kadar Burgazada'ya gitmek hiç aklımıza gelmemişti. Geçenlerde bir gezi dergisini okurken karşıma Burgazada yazısı çıkınca 'madem bu kadar gezilecek yerleri var, biz de gidip görelim' dedim ve atladık Adalar motoruna. 

Bostancı - Burgazada arası toplam 40 dakika sürüyor. 40 dakika 2.5 yaşındaki Nil için bir hayli uzun zaman. Bunu önceden düşünüp yanımıza yeni bir aktivite kitabı ile boya kalemleri alınca kısmen problemi çözdük. 20 dakika kitapla oyalandık; 10 dakika şarkılar, tekerlemeler, parmak oyunları derken son 10 dakikada motor boşaldı ve biraz da dışarıyı izledik. 

 Burgazada'da da tıpkı diğer adalar gibi faytonla ve bisikletle gezilebiliyor. Bu yüzden karşımıza sık sık atlı arabalar çıktı. Nil her atlı arabada "Bakın atlar geliyor" diyerek bağırdı. Onun o heyecanı her defasında bizi çok güldürdü. 

Burgazada da diğer adalar gibi yokuş ama dik değil. Özellikle Heybeliada ile kıyaslarsak dümdüz bile denilebilir. Bu yüzden biz zevkle yürüdük, her yerini el ele gezdik. 

O gün bol bol fotoğraf çekindik, fotoğraflar esnasında da yine her gördüğümüz atlı araba için ayrı heyecan yaptık:)

Burgazada'da sokaklar arasında yüksek pek çok merdiven var. Yolu uzatıp yavaş yavaş sokakları dolanmak yerine kestirme gitmek isteyenler için 500 metrede bir böyle merdivenler var. Biz gezme amaçlı gittiğimiz için merdivenler yerine uzun uzun dolaşmayı tercih ettik. 

Burgazada'da  Büyükada ve Heybeliada'daki kadar görkemli köşkler olmasa da farklı mimarisi dikkat çekiyor. Diğer adalarda daha çok Rum nüfusu fazlayken Burgazada'da Yahudi nüfusunun daha fazla olduğunu öğreniyoruz. Bu yüzden Rum mimarisi etkilerini burada görmek mümkün değil. 

Adada bir tane cami, bir sinagog ve pek çok kilise var. Dinler ve kültürler burada bir arada toplanmış. Herkesin birbirine saygı duyduğu, kendi ibadetini yaptığı bir yer ne kadar güzel değil mi? 


Burgazada'ya gelmemizin nedenlerinden biri de Sait Faik Abasıyanık müzesini gezmekti. Uzun zamandır Türkiye'de bu kadar başarılısını görmediğimi söylemeliyim. Sait Faik Abasıyanık müzesi tamamen Avrupa müzeciliği standartlarında düzenlenmiş. Dilerim diğer müzelerimiz de aynı standarda ulaşır. 


 Sait Faik kitaplarını burada yazmış. Burayı görmek benim için çok etkileyiciydi. Ne anıları vardı acaba burada...

Burgazada sahili güzel bir yemek, harika bir manzara eşliğinde hoş sohbet arayanlar için de gidilebilecek en güzel yerlerden biri. 

Adaya gelmişken Ergün pastanesine de uğramadan dönmeyin. Kurabiyeleri, pastaları, çörekleri muhteşem...

Hatta bu sevimli Garfield'ı da mutlaka sevin. Çok uysal ve yanınızdan ayrılmıyor.

Bu da benim kameramdan Burgazada... Adeta bir Avrupa kenti gibi değil mi? 

Siz de bizim gibi ertelediyseniz fırsat bulduğunuz en yakın zamanda atlayın adalar motoruna ve Burgazada'nın sakin havasını içinize çekin. Biz o kadar sevdik ki yakın zamanda bir Burgazada turu daha yapmayı düşünüyoruz:)

8 yorum:

  1. Benim de yıllardır gitmek istediğim adalardan biri, nedense hep büyükadaya, heybeliye gidiyoruz. Çok güzel fotoğraflar çekmişsin. İlk fırsatta ben de gitmek istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka gidin, çok sakin. Büyükada'daki kalabalık da yok

      Sil
  2. Beklediğim yazı gelmiş.Biz de gitmek istiyoruz ama hangi ada diye düşünüyoruz Burgaz güzel geçti demek yokuş olmaması da süper bir ayrıntı :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğerlerini gezdiyseniz bizim gibi Burgazada'ya şans verin o zaman ilk fırsatta;)

      Sil
  3. Mrb, şahanesiniz..Bu arada geç de olsa blogumdan da bir teşekkür geldi size.

    http://reyhanlahersey.blogspot.com.tr/2014/04/selfiemsirinlerim-vs.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, hemen bakıyorum bloga:)

      Sil
  4. maşallah size ne tatlısınız :) Nil'in ayakkabılarına bayıldım :)

    YanıtlaSil
  5. merhaba
    4 mayıs blogger buluşmasına katılmak ister misiniz?
    http://ilkblogdenemem.blogspot.com.tr/2014/03/4-mays-2014-blogger-yzarlar-bulusmas.html

    YanıtlaSil