Taksim Cihangir Turu

Daha önce yazdığım çocuksuz ve çocuklu gezilerimizi biliyorsunuz. Okumak isteyenler 'Gezi - Tatil' etiketi altından o yazılarıma ulaşabilirler. Yurt dışı gezilerimize şimdiye kadar Nil'i götürmemiştik. Bunda pek çok sebep vardı. Sıralarsam: 
1. Biz gezeceğiz diye çocuğa eziyet etmeyelim dedik (ki biz normal gezmiyoruz, hemen hemen her yere yürüyoruz ve keşif anlamında gittiğimiz şehrin hakkını veriyoruz) 
2. Annem olmasa elbette götürürdük, hem Nil'i büyüttüğü hem de gözümüzün arkada kalmasını bırakın daha iyi bakacağını bildiğimiz için tereddüt etmedik. 
3. Anne baba olmanın yanı sıra eş olduğumuzu da anlayıp silkinebilmemiz için çocuksuz tatil iyi bir seçenekti. 

Fakat artık şartlar değişti. Nil büyüdü, bize arkadaş olmaya başladı ve biz de "Hadi yakın çevreden başlayalım Nil'le gezmeye" dedik ve ne zamandır istediğimiz tematik İstanbul turlarından birine katıldık. Rotamız Taksim-Cihangir'di. Pek çok kez gitmiş olmamıza rağmen bizi çok farklı bir deneyim bekliyordu. Fakat biz yine de çok hayal kırıklığına uğramayalım diye önceden Nil sıkılır, huzursuz olursa yarısında ayrılırız diye konuştuk. 

Rehberimiz sıradan rehberlerden değildi. Üniversitede sanat tarihi hocasıydı ve her yeri detaylarıyla bize öyle güzel anlattı ki İstanbul'un her yerini bu turlarla gezmeye karar verdik. Hazırsanız milyon adet fotoğrafla detayları yazmaya başlıyorum :) 

Turumuza Taksim'de başlıyoruz. Tüm katılımcılara boynumuza asacağımız ufak bir alet ve kulaklık veriliyor. Böylece rehberimiz mikrofonundan konuştuğu için en arkada olsak bile onu rahatlıkla duyabileceğiz. Turun en güzel kısımlarından biri sanırım buydu, rehberin yakınında gezmek zorunda kalmadığımız gibi pusetli olduğumuz için en arkadan rahat rahat ilerledik. 

Taksim'den Gümüşsuyu'na doğru ilerliyoruz. 
1. Atatürk Kitaplığı: Arkada görünen iğrenç siluete rağmen zamanında silueti bozmamak adına yapılmış. İronik değil mi?
2. İTÜ Taşkışla binası
3. Gümüşsuyu Askeri Hastanesi 
4. Gümüşsuyu Palas: Zamanın en zenginleri olan Azaryanlar'ın konağıymış. Hikayesi de mimarisi kadar derin
5. Alman Konsolosluğu
6. Çok değerli ve çok eski bir apartman - Hayırlı apartmanı: En üst katında Mesut Yılmaz'ın annesi vefat edene kadar yaşamış. 
7. Selime Hatun Cami 


Gümüşsuyu'ndan aşağı inerken Süryani Katolik Patrikliği'ne geliyoruz. Mimarisi yine oldukça farklı. Burayı ilk defa görüyorum. 

Bu defa Taksim meydanına çıkıyoruz. 
1 ve 3 numaralı maksemin önünden her Taksim'e gittiğimizde geçmişizdir. Üzerinde bir ayet var. Anlamı "Her şeye su ile hayat verdik" Taksim'in isminin Taksim olma sebebi de suların burada "taksim" edilmesinden geliyormuş. Su zamanla kurusa da bu maksem varlığını sürdürmeye devam ediyor. 1. fotoğraftaki yakın çekimde ise kuşlara Türk mimarisine eş evlerin yapıldığını göreceksiniz. 
2. Bugün CHP binası olarak kullanılan Beyoğlu'nun en eski apartmanlarından biri. Eski halini koruması mutluluk verici. 
3. Aya Triada Rum Ortodoks kilisesi 

Bu zamana kadar Nil'den olumsuz hiç bir tepki gelmiyor. Kilisedeki ayini izlemek isteyen diğer tüm katılımcılar sayesinde biz de kilise merdivenlerinde biraz soluklanıyoruz. 

Nil de pusetten inip kilise bahçesinde biraz koşturuyor. 

 Keyfimiz yerinde olduğuna göre tura devam edebiliriz diye düşünüp Cihangir'e doğru ilerliyoruz. 

Yolda ara öğün olarak bol kuruyemişimiz var. Her daim yanımda ceviz, badem, fındık, kuru kayısı, yaban mersini karışımı poşetler taşıyan bir aileyiz. Hem kendimiz acıkınca dünyaları yemeyelim diye hem de Nil sağlıklı beslensin diye böyle bir alışkanlık edindik ama tabii ki çubuk kraker, süt dilimi gibi yiyecekler Niloş'un ara öğünlerine kimi zaman eşlik etmiyor değil:) 

Ve Cihangir merkeze ulaşıyoruz. Burası gerçekten İstanbul'da yaşanacak en iyi yerlerden biri. Hem merkeze yakın olması, hem mahalle kültürünün devam etmesi hem de eski taş ama sağlam binaların varlığı burayı ön plana çıkaran özelliklerin başında geliyor. Ben de Cihangir'i Avrupa yakasında yaşanacak bir kaç yer arasında sayabilirim . 
1. Alman Hastanesi
2. Firuzağa Cami
3. Orhan Kemal Müzesi
4 -5. Cihangir Cafeleri ( Bu hoş görüntü o kadar hoşuma gitti ki paylaşamadan geçemezdim) 

Cihangir'deki son durağımız Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu şehzade Cihangir'in ölümü üzerine yapılan Cihangir Cami. İsmini pek çok kez duymama rağmen ilk defa görünce bir hayli şaşırıyorum çünkü bu denli güzel bir manzarası olduğunu tahmin bile etmiyordum. Tabii Cihangir'in hikayesini anımsayınca manzara falan önemsiz kalıyor. 

Öğle yemeği vakti geliyor ve Cihangir'deki Rafine Cafe'nin yolunu tutuyoruz. Burası turumuz tarafından ayarlanmış bir mekan. Biz hem servis hem de yemeklerden çok memnun kalıyoruz. Öyle ki Nil de büyük iştahla tüm yemeklerini bitiriyor. Çorbamızı da ortak kaseden içiyoruz. Böyle değişiklikler çok hoşuna gidiyor:) 

Yemeklerimiz bittikten sonra sırasıyla Tophane Kadiri tekkesi, Çukurcuma, Cezayir sokak istikametinde ilerliyoruz. 

Karnını doyuran Niloş kendini uykuya teslim ediyor. Bu arada istikametimiz yönünde bazı uzun merdivenlerden pusetle birlikte Nil'i indirmek durumunda kalıyoruz. Bu esnada dille diş arasında sorulan (!) bir kaç "yardım edelim mi" sorusu haricinde kimseden yardım teklifi gelmiyor ve eşimle birlikte merdivenlerden indiriyoruz Nil'i. Tam indirdiğimiz anda bir alkış kopuyor. Kafamızı kaldırdığımız anda tüm tur katılımcılarının bizi alkışladığını fark ediyoruz. İçimizden o an "alkışlayacağınıza iki el atsaydınız" diyoruz ama moral bozmadan yola devam ediyoruz. Sonuçta herkesten duyarlılık beklemek hata olur değil mi? 

Sırada İtalyan sokağı var. Beyoğlu'nun arka sokakları olduğu için gitmeye cesaret edemediğim sokakları turla gezerken ne güzellikler kaçırdığımı görüyorum. Burası tamamen İtalyan mimarisi izleri taşıyor. 
1 - 2. İtalyan mimarisi özelliklerini birebir yansıtan evler
3. İtalyan Lisesi
4. Altında Corinne adlı bir restoran olan ve yine ismin sahibi Corinne'in yaşadığı evin önündeyiz. Corinne kim mi? Atatürk'ün aşk yaşadığı iddia edilen ve yıllar sonra birbirlerine gönderdikleri mektupların ortaya çıkmasıyla tanınan bir İtalyan hanım. 
5. İtalyan mimarisine örnek binalardan biri bugün otel olarak kullanılıyor. 
6. Fransız Mahkemesi 
7. Rum mimarların inşa ettikleri bir apartman

Ve son olarak Boğazkesen üzerinden Kılıç Ali Paşa Cami'ye ulaşıyoruz. Burası Mimar Sinan'ın yaptığı en görkemli camilerden biri.

Ve turumuz 16.00 sularında son durak olan Dolmabahçe saat kulesine doğru ilerliyor. Fakat biz burada gruptan ayrılıyoruz. Bu süreçte gık bile demeden tüm mekanları heyecanla gezen kızıma ve hem güzel fotoğraflarımızı çeken hem de puseti of demeden taşıyan eşime gelsin alkışlar. 

Artık tatlı sever Niloş'a uyumu sebebiyle "makaronu hak ettin" diyoruz ve Kabataş Kahve Dünyası'nda bir Türk kahvesi molası veriyoruz. Ardından arabamıza ulaşmak üzere Kabataş'tan finükülere biniyoruz. Bu aynı zamanda vapuru saymazsak Nil'in ilk toplu taşıma tecrübesi. Tarihe not olsun. 

Biz bu tura doyamadık, bir sonraki rotamız Kadıköy - Moda olacak gibi görünüyor. Siz de denemekten çekinmeyin derim. 2.5 yaştan sonra her yere tamam:)

21 yorum:

  1. BAYILDIIIIM, fotoğraflarınız o kadar güzel ki, maşallah size:) Bizim Koza ile 2 kere yurt dışı tecrübemiz oldu ama 2sinde de daha küçüktü ve pusette gezme konusunda bir sorunumuz olmadığı için çok rahat ve keyifli tatiller yapmıştık ama artık pusete oturtmak çok zor, sürekli yürümek istiyor, ama böyle İstanbul içi geziler keyifli olabilir:) Sonuçta daha özgür olur insan, çok zorda kalırsak ayrılabiliriz, fikir için teşekkürler.
    Ana kız öpüyorum 2 nizi de.

    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aferin Koza'ya, küçük yaşta yurt dışı deneyimi edinmiş:) 1.5 - 2 yaş civarı çok hareketliler. Sonrasında çok rahat geziliyor. Biz de sizi öpüyoruz

      Sil
  2. Derin ve Nil büyüyünce beraber gidelim :) ne güzel olur...

    YanıtlaSil
  3. Nil'e kocaman bir maşallah demek istiyorum:) bu kadar uyumlu olduğu için size eziyet etmediği için ben keremle şu an düşünemiyorum böyle bir tur ama belki 2.5 dan sonra herşey değişir:) Bu arada senide tebrik ediyorum böyle tatlı bir kız yetiştirdiğin için herşeyi ne güzel sıralı ilerliyor takipteyim bende :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, yetiştirmeye çalışıyorum diyelim. Biraz yaşla da ilgili. Nil de çok hareketli ama sanırım beklentilerimizin ötesinde bazen ummadığımız şekilde uyum sağlıyorlar. Şans vermek lazım;) Kerem'i öpüyoruz

      Sil
  4. Ben de 1 yaşına kadar dünya gezilebilir, 1 - 2 arası biraz mola verilmeli diyenlerdenim :D 2'den sonrası için bir şey diyemeyeceğim, henüz tamamladık 2'yi :) Tam aradığım gibi bir yazı olmuş, bir sonraki İstanbul seyahatimizde gezmeyi düşündüğüm bölge Cihangir :) Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  5. Harika, bizde gezmeyi çok seviyoruz ve korkumuz çocuk olursa gezememek...ama bir şekilde oluyor demek ki, moral oldu benim için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç korkmayın, çocuk bazen göz korkutuyor ama o kadar çok olumlu yanı var ki olumsuz yanlarını es geçiyor insan

      Sil
  6. Ay ne güzel olmuş, Nil de çok keyif almış ama belli gözlerinin içi gülüyor:)
    Ben de özendim artık seneye inşallah, Miroşko daha 1,5 yaşında ve maalesef hem araba koltuğunda hem pusette çok sıkılıyor şuan, tam oynayıp koşma delirme zamanı...
    Kuru meyveler bizim de favorimiz dışarı çıkınca, bu arada turu nereden ayarladınız? Sıradan bir rehber yerine böyle sanat tarihçi biriyle gezmek çok keyifli olmuştur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1.5 yaş için bizde de çok zordu her şey, şu an sıkılması gayet normal. Turu Antonina Turizm'den ayarladık. Kesinlikle tavsiye ederim

      Sil
  7. çok güzelsiniz maaşallah size. kızıma hatıra bırakmak adına blok yazmak konusunda bana ilham kaynağı oldunuz. cesaretinize de hayranım benim kızım selen o kadar saat kesin müsade etmezdi herhalde.

    YanıtlaSil
  8. sizi tebrik ederim cesaretinizden ötürü. ben kızımla böyle bir tur'a çıkmaya cesaret edemem daha. Bu arada bana, kızıma ileride tebessüm ederek okuyacağı bir hatıra bırakmam adına blok yazma konusunda ilham kaynağı oldunuz. Daha nice güzel günlere sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlham kaynağı olduğuma çok mutlu oldum. Blog yazmak kesinlikle çok keyifli ve ileriye dönük kalıcı bir platform

      Sil
  9. Çok maşllah diyorum size! Bu arada merak ettim, tuvalet konusunu gezi boyunca potette ile mi hallettiniz Yeşimcim? Bizim her daim yanı başımızda:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım pusetli fotoğrafa bakarsan pembe bir sırt çantası taşıyoruz yanımızda. İçinde potette ve bilumum yedek kıyafetler, potette için poşet vs. taşıyoruz ama gezi boyunca Nil'i tuvalete 2 defa götürdüm. 1. Öğle yemeği yediğimiz restoranda, 2. gezi sonunda kahve içerken. Yolda hiç istemedi. İsteseydi de potette yanımızdaydı. Potette kurtarıcımız:)

      Sil
  10. Maaşallah ne tatlı stiliniz anne kız :)

    YanıtlaSil
  11. Hangi tur firmasiyla yaptiniz

    YanıtlaSil