Phuket Tatilimiz

Yıl 2009... Bir yandan iş çıkışlarında evimize eşya seçimiyle uğraşıyoruz, bir yandan düğün detaylarını konuşuyoruz, bir yandan da balayı için haritaya uzun uzun bakıyoruz. Şöyle olsun böyle olsun derken sadece otel deniz kum tatili bize göre değil, mutlaka gezilecek görülecek yerleri de olmalı diyerek Phuket'i seçtik. Phuket'te 1 hafta kaldıktan sonra Bangkok'ta da 2 gün geçirip evimize dönecektik.

 Ben tabii ki bilgisayar başına geçip araştırmalara başladım. Bir dolu web sitesi inceledikten ve yorumlar okuduktan sonra Phuket Burasari Hotel'de karar kıldım. Üstelik dünyanın en iyi otellerini seçen 'Great Hotels of the World' te de görünce tamamdır dedim. Zincir otellere bakmadım bile çünkü Phuket'e gidip oranın iyi bir otelinde kalıp o kültürü ve mimariyi görme fırsatı bana daha cazip geldi. Üstelik o zamana kadar adını duymamıştık ama Tayland'ın en ünlü şefi Keith Floyd'un restoranı da otelimizdeydi.

Burasari'de standart odalar da vardı. Fakat balayı tatilimiz olduğu için Mood Rooms adı altında değişik temalı odalardan birini tercih ettik: Blue Breeze. Zaten odanın dekorasyonuna ve kullanılan renklere bayıldım. Ayrıca düşünülmüş öyle ince detaylar vardı ki... Mesela her tema odasının bir müzik CD'si vardı. Blue Breeze için de Pink Martini seçilmişti ki Pink Martini'yi çok severdik bizim için daha da anlamlı oldu.

Phuket'e gitmenin bir de böyle bir tarafı vardı:) 2004 yılındaki meşhur felaket Tsunami yüzünden ada neredeyse baştan inşa edilmiş. Biz de tehlikenin üstüne üstüne gitmiş gibi olduk ama bir şey olmadı döndük :)) Nil böyle bir şey istese mesela göndermek istemem o ayrı. Gençlik cesareti işte:)




Deniz güneş kuma doyduktan sonra Phuket'te Old Town gezisine başlıyoruz. Ünlü Wat Chalong tapınaklarına gidiyoruz. Uzak doğu her haliyle bambaşka. Çok farklı bir kültür ve mimari... Tam da bizim aradığımız gibi. 

Ya tutarsa deyip diliyorum bir şeyler ama şu an ne dilediğimi bile hatırlamıyorum:) Yani kesin bilgi dilediğiniz oluyor, koşun Phuket'e diyemeyeceğim:))

Bu bebek fili de görünce çok seviyoruz. Mert muz yediriyor, minik fil bayıla bayıla muzu midesine indiriyor.

Ve 45 metre yüksekliğindeki Big Buddha'ya geliyoruz. Bir tepenin üstünde ve adanın pek çok yerinden tüm görkemiyle görünüyor. 

Maymunlarla arkadaş oluyoruz. 

Minik sarı balıklar dokunsak ulaşacağımız mesafedeler. Doğal ortamında zarar verilmeden yaşayan hayvanlar, el değmemiş bitki ve ağaçlar içinde Phuket. Bu haliyle daha da seviyoruz. 

Phi Phi adası... Görmeden dönülmemeli, herkes gibi biz de çok sevdik. 

Phuket'in en ünlü gösterisi FantaSea'deyiz. Trapez artistlerinin yanı sıra fil, kaplan, maymun ve daha bir çok hayvanın da içinde olduğu enfes bir gösteri bu. Şu anda 2014'teyiz ve kesinlikle şimdiye kadar gördüklerim içinde en iyisiydi diyebilirim. 


FantaSea gösteri sahnesinin dışı da büyük bir tema park. Pek çok eğlence ve alışveriş seçeneği mevcut. 

Phuket detayları bu kadar...bir sonraki yazıda Bangkok olacak...

4 yorum:

  1. Yazıyı okuyup fotoğraflara bakarken kendi balayımı yeniden yaşadım, biz de balayında Phuket'e gittik 2012 de, sonrasında da Bangkok :) Tekrar oralara gideceğim günü iple çekiyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel, aynı yerlere gitmişiz... Özleniyor gerçekten

      Sil
  2. Yaaaa harika yerler :) Çok istiyorum Phuket'e gitmeyi, yavaş yavaş tüm rotalarımı belirledim bakalım :)
    Ama sizin tatiliniz harika geçmiş, bayıldım resimler süper...
    sevgiler,
    lifeofyasmina.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, inşallah gidersiniz bir gün

      Sil