Bir Anaokulu Ogretmeninden Tavsiyeler

Ekim ayına girdik ve pek çok annenin kafasında okula başlama süreci ile ilgili pek çok soru işareti var. Biz artık bu dönemi aştık denebilir, fakat çocuğu okula yeni başlayacak ya da başlamış olanlar için en iyi tavsiyeyi bir anaokulu öğretmeninin verebileceğini düşündüm ve Merve'den bir yazı yazmasını rica ettim. O da beni kırmadı ve bir anaokulu öğretmenin gözünden ebeveynlerin dikkat etmesi gereken detayları yazdı. Buradan sonrası Merve'nin kaleminden...

"Öyle ya, bir sürü araştırma yaptınız, bazı okullar size uymadı bazılarına da siz. İmkanlar, öğretmenler her şey aklınıza yattı ve çocuğunuz da okula başlamaya büyük bir istek duyuyor, yaşasın! Ama unuttuğunuz bir şey var, anne olarak siz okula hazır mısınız?
Anaokulu; çocuğunuzun aile dışında sosyal çevreye ilk adımı, davranışlarının şekilleneceği yer… Çocuğunuz için vereceğiniz bu kararın en doğru karar olmasını istiyorsunuz haklı olarak. Yabancı dil öğrensin, aktiviteleri olsun, mevcutlar çok olmasın…
Bu aşamaya kadar okula hep veli gözüyle baktınız değil mi? Ancak çocuğunuzu emanet ettiğiniz, çocuğunuzun gelişimine katkısı bulunan anne-babadan sonra bir 3.kişi: ÖĞRETMEN. Yaklaşık 4 yıldır sosyal medyada İnternet Anneleri’nin sıkı takipçisiyim; mesleğimde de bu günlerde 3 yılı geride bıraktım. Bu zaman zarfında birçok anneyle anaokulu hakkında fikir alışverişim oldu. Anaokulundan neler beklediklerini, nelerden memnun kalıp kalmadıklarını dinledim, hala daha elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Bu yazının devamında da anaokulu çağı öğrencilerinin velilerine bir öğretmen gözüyle bakarak birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum.

Anaokuluna başlamak bir süreç
Bugün evde çocuğunuzla otururken ‘Yarın gidip anaokuluna kayıt yaptırıyorum.’ Demek muhtemelen başarısızlıkla sonuçlanacak bir deneyim olur. Çünkü ne çocuğunuzu okula başlamaya hazırladınız, ne siz ondan ayrı kalmaya hazırsınız. Böyle bir girişimin sonucu sınıfa girmek istemeyen, ağlayan, tepinen bir çocuk ve kapıda bekleyen içi buruk, gözü yaşlı anne olabilir. Böyle kötü bir senaryo sadece anne-çocuğu değil öğretmeni de yıpratıyor maalesef. Bunun yerine çocuğunuzun okula başlamasına karar verdiğinizde çocuğunuzla bu durumu konuşup okulda neler yapıldığından, öğretmenden, arkadaşlarının olacağından bahsedip birlikte okul araştırması yapabilirsiniz. Böylece okul ilgisini çekebilir.  Kafasında yarattığı ‘öğretmen’, ‘okul’, ‘ev dışında başka bir ortam’ kavramlarını zihninde şekillendirip endişelerini atlatabilir.

Empati
Bir anne olarak çocuğunuzun öğretmeni yerine kendinizi koyun. Hiç tanımadığınız, huyunu-suyunu bilmediğiniz yaklaşık 20 çocuk sizin sorumluluğunuza veriliyor ve bir düzen-disiplin içerisinde eğitim-öğretim yapmanız isteniyor. Bu sırada bir o kadar endişeli veliyi yatıştırmanız, dahası sizin sakin olmanız gerekiyor. Bu aralar yaşadığım tam olarak bu! Bir an önce zaman geçsin, çocuklarla bir düzen oturtalım istiyorum. Bir öğretmen olarak velilere verebileceğim en iyi tavsiye ‘siz rahat olursanız çocuğunuz da öğretmeni de o kadar rahat olur, endişeli olsanız bile bunu çocuğunuza yansıtmadan öğretmeniyle paylaşmak en doğrusu olacaktır.’

İletişim-işbirliği
Çocuğunuzun artık günün belli zaman dilimlerini geçirdiği bir öğretmeni var, artık gelişimini birlikte gözlemleyeceksiniz. Bu da bir işbirliği ve sağlıklı bir iletişim kurmak demek. Çocuğunuzun değişik huylarını, neleri sevip sevmediğini, alerjisini, hastalığını kısacası önemli gördüğünüz her şeyi öğretmeniyle paylaşın. Herhangi bir problemde de öğretmenle işbirliği yapın.

İstikrar
Öyle ya, çocuğunuz sizin en değerli varlığınız. O bir isterse siz beş vermeye, ne isterse yapmaya hazırsınız. İtiraf edin, kararlarınızda zaman zaman duygusal davranabiliyorsunuz. Öğretmenin anne-babadan farkı biraz da buradan geliyor. Olaylara daha objektif bakıp çocuğunuzun iyiliği açısından sizden farklı kararlar alabilir. Öğretmenin çocuğunuzla ilgili aldığı kararları öğretmenle konuşup aynı şekilde uygulayabilirsiniz.

Her öğretmen için öğrencisi kendi çocuğu gibidir. Bir çocuğun gelişimini gözlemek, büyüdüğüne şahit olmak, en önemlisi bir çocuğu yetiştirmek öğretmen için tarifi zor bir duygu. Bu yüzden nasıl her anne çocuğu için her zaman en iyisini istiyorsa öğretmen de aynı şekilde öğrencilerine verebileceğinin en iyisini vermek ister. Veli olarak öğretmenin kararlarına saygı duyun, ölçüp biçin ve öğretmenle birlikte hareket etmeye özen gösterin.

Son olarak söylemek istediğim bir şey var. Yazının başında yazdığım gibi okul seçerken bir sürü kriter belirliyorsunuz, çocuğunuz için en iyisi hangi okulsa onu bulmaya çalışıyorsunuz ama genelde gözlemlediğim şey bazı veliler ‘en iyi okul’ ya da ‘en iyi öğretmen’ i kafalarında ‘her şeyi öğreten’ öğretmen ya da okul olarak algılayabiliyorlar. Unutmayın ki okul öncesi çocuğu dediğimiz çocuklar aslında oyun çağındalar. Kısa meslek hayatımda öyle öğretmenler ve okullar gördüm ki sanırsınız çocukları yarıştırıyoruz, bir maratona hazırlıyoruz. Elbette bu dönem çocuğun sünger gibi iyi-kötü demeden her şeyi kolaylıkla çekip öğrenebileceği bir dönem ancak daha fazlasını öğretelim derken onların en değerleri zamanlarını –oyun zamanlarını- elinden alabiliyoruz. Hayatta yaptığımız gibi bu dönemi de basitleştirmek yerine karmaşıklaştırdığımızı düşünüyorum. Bırakalım, ana sınıfında özgürce oyunlarını oynasınlar, matematiği, feni elbet öğrenirler" 

1 yorum:

  1. "Bırakalım, ana sınıfında özgürce oyunlarını oynasınlar," teşekkürler Merve öğretmen, teşekkürler Nil ve annesi

    YanıtlaSil