Paris Gezi Notları


Gezi notlarıma bir yenisini daha eklemenin mutluluğu içerisindeyim. Bu yazıları gitmek isteyenlere birer kaynak olması niteliğinde yazmamın yanında aslında kendime not olarak yazdığımı itiraf etmek istiyorum çünkü geriye dönüp okumaktan en keyif aldığım kategorilerden ikincisi kesinlikle gezi yazılarım. Birincisi tabii ki Nil ile ilgili olanlar:) Çok sürpriz değil :))

Blog yazarı olmadan önce gittiğim ülkeleri oturup yazamadım ki çok istiyorum. Umarım bir gün onlara da sıra gelir ama blogdan sonra gittiğim her yeri yazmaya çalışıyorum. Paris gezisi de onlardan biri. Tarih olmuş 10 Şubat... Geç olsun güç olmasın diyerek 1 ay önceki gezimizi anlatmaya başlıyorum. Bu kısımda çayınızı kahvenizi alabilirsiniz ;) 


Seyahat organizasyonu hayatta en zevk aldığım işlerden biridir. Seyahat defterimi alır; bilgisayar karşısında tek tek araştırmalarımı yapar; yazar çizerim. Bu sene de Ekim ayı gibi Mert'le oturduk, konuştuk ve yılbaşını Paris'te geçirmeye karar verdik. "Yılbaşına başka bir ülkede girmek" yanına atmak istediğimiz maddelerden biriydi. Araştırmalara başlayıp en uygun fiyatlı bileti Air France'de bulunca hemen satın aldım. Söz konusu yılbaşı tarihleri olunca elbette çok ucuza alabildiğimi söyleyemem ama THY ile kıyasla daha uygundu diyebilirim. Uçak biletini aldıktan sonra sıra geldi otel seçimine. Ben her zamanki gibi booking.com'dan iyi bir otel seçmeye çalıştım ama ilk defa ciddi anlamda başarısız oldum. Fakat Paris'te otel seçenekleri maalesef diğer ülkelerdeki gibi olamıyormuş. Bir de buna yine yılbaşı tarihi zammını da ekleyince beklentimin biraz altında olduğunu söylemem gerek. O zamana kadar otel seçimlerimle övündüğüm için başarım baltalanmış gibi hissettim:) Yine de idare eder durumdaydı. Sadece oda çok küçüktü. 

Otel seçiminin ardından ŞU YAZIMDA yazdığım üzere vizemizi de aldıktan sonra sıra geldi gezilecek görülecek yerlerin listesini çıkarıp bu listeyi 4-5 güne sığdırmaya. Onu da az çok tamamladıktan sonra artık yolculuğumuza hazırdık. Air France ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir yorumum yok. THY standartlarında başarılı bir işletme olduğunu söyleyebilirim. Tek dezavantajı yemekler. THY kesinlikle bu konuda çok daha başarılı. 


Seyahat planı yaparken ilk aklıma gelen ve araştırdığım konu her zaman hava alanı - otel transferidir. Genelde metro hattını kullanmayı tercih etmemize rağmen Paris metro ağı aktarması çok yoğun olduğu için bu sefer Air France Shuttle'ı tercih ettik. Direkt hava alanından inince otobüse binip otelimize yürüyerek 10-15 dakika mesafede bir durakta inecektik. Bu ulaşım şeklinin son derece konforlu olduğunu söyleyebilirim. Metrodan biraz daha pahalı olduysa da kesinlikle bir daha gittiğimde aynı hattı tercih edeceğim. En başta hava alanından direkt metro ağını kullandığınızda yer altından gittiğiniz için şehri görme şansınız yok. Fakat shuttle ile çok keyifli bir 1 saat 15 dakika geçirdiğimizi söylemek isterim. 


Paris'le ilgili hemen her sitede metro ağı için Parispass kartı kullanmanızı tavsiye ederler. Ben de aynı yöntemle hareket etmeyi planlamıştım. Fakat Navigo isimli kartın Parispass'e göre çok daha ucuz olduğunu öğrendim. Tek yapmanız gereken 1 adet fotoğrafınızı yanınızda götürmek. Aslında 10 Euro'ya fotoğrafınızı Photobooth'larda da çektirebilirsiniz ama iki kişi 20 Euro vermek yerine fotoğrafınızı yanınızda götürmek çok daha mantıklı. Biz de götürerek bir metro istasyonundan kartlarımızı alıp 1 haftalık sınırsız dolum yaptırdıktan sonra gezimize hazırdık. 


Uçağımızın kalkış saati sabah saat 06.10 olunca varışımız da 09.30'u buldu. Hava alanında valiz bekleme, pasaport kontrol, şehir merkezine transfer, otele yerleşme derken ancak öğlen saatinde dışarıya çıkabildik. İlk olarak otelimize yakın ve hareketli bir semt olan Saint Michel'e gittik. 

Fotoğrafımızı bir türlü düzgün çekemeyen genç kıza selam olsun:)

Öğle yemeğimizi yedikten ve Costa Coffeeshop'ta biraz dinlendikten sonra Saint Michel'den yürüyerek ünlü Notre Dame katedralini görmeye gittik. Yılbaşı turistlerinin ne kadar da azımsanmayacak sayıda oldukları gerçeği ile ilk orada karşılaştık:) İçeri girmek için sıralanan insanların sonu görünmeyince sadece dışını görmekle yetindik - tabii ki dönmeden başka bir gün içini gördük:) Görülmeden geçilmeyecek bir kilise. 


Notre Dame'ın ardından Rivoli caddesi üzerinden yürüyerek Paris mimarisine son derece aykırı olan ve aykırılığıyla dikkat çeken Pompidou Modern sanat müzesine uğradık. Sonrasında da akşam yemeğimizi yedikten sonra günü noktaladık. İlk gün için fena sayılmayacak bir efor sarf ettiğimizi düşünüyorum. Fakat yorucu olur gibi düşünülse de sabah çok erken saate uçak bileti almanın da ne kadar doğru olduğunu ilk günü boşa geçirmeyerek deneyimlemiş olduk. Zaman kısıtlı, görmek istediğimiz yer çok olunca bu seyahat saatlerini sevdiğimizi de not ediyor, yazımı noktalıyorum. Bir sonraki yazım çekici Paris rotaları içermektedir. Beklemede kalınız...



6 yorum:

  1. Bi paris'e gideyim dedim ne çok blog varmış. Sizi de bu sayede keşfetmiş oldum. Bundan sonraki Uzakrota listelerine dahil edeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu bana çünkü sizin blogunuz devamlı okuduğum bloglar arasında:)

      Sil
  2. Merhaba, biz balayı turumuz için birkaç günlüğüne Paris’e de uğramayı düşünüyoruz. Paris’teki son olaylardan sonra ikimiz de endişeliyiz acaba oradayken havaalanında ya da başka bir yerde Müslüman Türkler olarak sorun yaşar mıyız diye.. Sizin fikrinizi merak ediyorum bu hususta. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ara maalesef kötü günler yaşıyoruz ve aynı endişeleri biz de yaşıyoruz. Fakat belgeleriniz, çalışma koşullarınız ile ilgili herhangi bir problem yoksa rahatça gidip dönebileceğinizi düşünüyorum. Biz de yakın zamanda tekrar yurt dışına çıkacağız. Sorun yaşamayacağımızı umuyoruz. Size iyi gezmeler dilerim.

      Sil
  3. sayın YENILER KENDINI HAYAT, Pariste her şey yolunda gidiyor, gönül rahatlığı ile gelebilirsiniz ve tatilinizi ertelemeyin Paris muhteşem bir şehir. Bu arada tebrik ederim sizleri))

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel olmuş fazla resim olması iyi oluyor devamını beklerim :)

    YanıtlaSil