Yılbaşında Paris


Oldum olası Türkiye sınırları içinde kalabalık bir meydanda yeni yıla girdiğimi hatırlamıyorum. Aklı başında olan her kadının da benimle aynı fikirde olduğunu düşünüyorum. Bir türlü gözümün önünden haberlerde izlediğim tacize uğrayan kadın görüntüleri gitmiyor. Maalesef bu yüzden de ülkemizde güzel bir gösteri izleme şansımız (açık havada) olmuyor. Ya ev partisi yapıp arkadaşlarınızla bir arada olmayı tercih edebilirsiniz, ya kapalı bir mekanda yemek yiyip müzik dinlemeye ya da dans etmeye gidersiniz ya da "ben böyle şeylerle uğraşamam! Güzel bir sofra hazırlarım, evde ayaklarımı uzatıp TV izlerim" diyenlerden olabilirsiniz. Taksim'e gider, sokakta kutlama yapar, dönerim diyen bir kadın ben tanımadım - belki vardır. 

Kaynak: www.lifestuffs.com

Hal böyle olunca yeni yıla yurt dışında bir şehirde girmek 'yapmalıyız' dediklerimiz arasındaydı. En azından daha medeni bir şehirde bu tip olayların yaşanmadığını bildiğimiz için o son 10 rakamı binlerce insanla aynı anda saymak ve o atmosferi yaşamak ilgi çekici geliyordu ki bu sene bu isteğimizi gerçekleştirdik. 

Kaynak: www.theguardian.com 

Peki yurt dışında ya da Paris'te yılbaşı nasıl bir şey? Öncelikle şehre ilk indiğimizde biraz şaşırdığımı itiraf ediyorum çünkü ben her yerin Christmas dolayısıyla ışıl ışıl olacağını düşünmüştüm. Şunu söylemek doğru olur ki biz galiba yeni yıla daha çok önem veriyoruz:) Bizde daha çok ışıltı ve süsleme var. Paris'te sadece en ünlü caddeleri olan Champs Elysees'de süslemeler gördük. O da Bağdat caddesindeki süslemelerin yanında bir hiç diyebilirim. Hatta geçen yıl Bağdat Caddesi süslemelerini de fotoğraflamıştım. Bu yazıma bakarsanız demek istediğimi daha net anlayacaksınız. 

Paris'te gelenek olduğu üzere biz de 31 Aralık akşamı Champs Elysees'de o binlerce insanın arasındaydık. Burada olduğu gibi konser ya da müzikli gösteriler yoktu. Herkes gece 00.00 civarında Arc de Triomphe önünde toplandı ve gösteri başladı. O ana kadar her şey sıradandı ama o an gerçekten gitmeye ve görmeye değerdi. Muhteşem bir şov hazırlamışlardı. Tüm şovu bu videodan izleyebilirsiniz:


O akşam sadece yazımın başındaki fotoğrafı çekebildim. Diğerleri gördüğünüz üzere alıntı çünkü o kalabalığın içine profesyonel kamerayı bırakın, para, telefon, pasaportlarımız ve ulaşım kartlarımız dışında hiç bir şey götürmemeyi tercih ettik ki çok doğru bir karar olduğunu düşünüyorum. Çanta bile almayıp montlarımızın iç ceplerinde taşıdık. O fotoğraf da şarjı biten telefonumun çektiği son pozdu:) O kadar kalabalık ve izdiham vardı ki  bir ara ezilme tehlikesi bile geçirdik. Fakat yanımızda Nil olmadığı için gayet rahat hareket edebildik ve çok tedirgin olmadık. O kalabalığa 2-3 aylık bebekleriyle giren ailelere de hayretle baktık. Bir ara pusetlerden biri devrilmek üzereydi ki baba son anda müdahale edebildi. 

Bence gençken, enerjiniz varken imkanınız varsa bir kere de olsa yurt dışında bir şehirde yılbaşına girmek çok güzel ve Türkiye'de hiç bir zaman yaşanamayacak bir tecrübe. Bir daha ister miyim bilmiyorum, belki Nil büyüdüğü zaman tekrar deneyimleme şansımız olur. Hatta aslında daha güzel olur...





2 yorum:

  1. Senin yazini okuyunca 2013'e girerken ezilme tehlikesi gecirdigim Moskova aklima geldi. Ben de Turkiye'de hic oyle kalabalik yilbasi kutlamalarina gitmemistim; ama insan merak ediyor gitmisken katilalim diyorsun. İnan o izdihamdan dolayi hic zevk almamistim :)

    YanıtlaSil
  2. Vildancım biliyor musun aslında ben Moskova'da yılbaşını daha çok merak ediyordum. Kremlin ve havai fişekler büyüleyici olmalı. Fakat Ocak'ta Rusya'nın soğuğu bana çok uzak geldi. Yine de böyle bir deneyimi yaşamak şahane olmalı

    YanıtlaSil