Moskova Gezi Notları - 1


Çocukla Tatilde Yanımıza Almamız Gerekenler yazımdan sonra Moskova gezi notlarımı paylaşmak için nihayet bilgisayar başındayım. Aslında daha önce de bahsettiğim gibi bu bizim ilk çocuklu yurt dışı seyahatimiz olduğu için geçmiş gezi notlarımda yazdığım gibi yoğun bir keşfetme temposuyla gezmediğimizi belirtmem gerek. Her şeyden önce çocuklu gezi, tempoyu yavaşlatmak ve daha rahat olmak demek. Bu yüzden gezi öncesi notlarımda da bu konuyu odak noktası yaparak bir plan hazırladım ve neredeyse hepsine uyabildik diyebilirim. Kısacası bu gezimizdeki mottomuz "beklentini düşük tut" oldu. 


Moskova bizim ilk çocuklu seyahat noktamız olduğu gibi vizesiz gittiğimiz ilk şehir olma özelliğini de almış oldu. Yurt dışına vizesiz gitmek gerçekten keyifli bir deneyimmiş. Evrak hazırlamak, konsolosluklarla uğraşmak ve vize harcı ödemek gibi külfetler olmadan pasaportlarımızı ve valizimizi alıp direkt hava alanına gitmekse başka bir özgürlükmüş. Bana "Hiç mi başka bir işlem yok?", "Vizesiz gitmenin farkı nedir?" gibi sorular çok soruldu ama diğer gezilerimizden hiç bir farkı olmadığını söyleyebilirim. Tek fark Moskova'ya indiğimizde polis kontrolünde bizi bekleyen kalabalıktı. Eğer normal sıramızda bekleseydik sanırım bir ya da iki saat sonra kontrolden ancak çıkabilmiş olurduk. Fakat beklerken bir kadın polisin Rusça bir şeyler söyleyerek bizi sıradan alıp en az 100 kişi öne geçirdiği başka bir sıraya yerleştirmesi ile çocuklu ailelere ne derece önem verdiklerini düşünüp sevindik ve yarım saat içinde polis kontrolünden geçtik. Asla ama asla İngilizce konuşmadıklarını söyleyebilirim ve işin en kötü tarafı da polisler İngilizce bilmiyorlar, yani biliyorlar ama milliyetçilik yapıp konuşmuyorlar sanmayın. Gerçekten sizi anlamıyorlar. Biz çok gereksinim duymadık, pasaportlarımızı verip bekledik, o kadar. Fakat sorunlu bir durum olsa ne olurdu bilemiyorum:) 

Görsel alıntıdır. 

Seyahat planlarken benim ilk dikkat ettiğim detay ulaşım oluyor. Gideceğimiz şehirin metro ağını iyice araştırıyorum. Fakat ondan da önce hava alanından şehir merkezine nasıl gideceğimizi öğreniyorum ki bunun dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri olduğunu düşünüyorum. Moskova'da üç hava alanı var. Bizim gibi Domodedovo hava alanına inenler için en doğru ulaşım şekli Aero Express. Diğerleri için hangisi diye sorarsanız hiç bir araştırma yapmadığım için net bir cevabım yok ama Aero Express'in web sayfasında gördüğüm kadarıyla tüm hava alanlarında hizmet veriyorlar. Domodedovo hava alanından şehir merkezine gidiş toplam 45 dakika sürüyor ve Paveletskaya isimli bölgede iniliyor. Oteliniz bu bölge dışındaysa aynı yerden metroya binip yolculuğunuza devam edebilirsiniz. Fakat ben Paveletskaya durağından inip beş dakika yürüyüş uzaklığında bir otel ayarladığım için metro ağını kullanmaya gerek duymadık. 


Şehir merkezine gelmeyi kısa zamanda halletmiş olsak da günümüzün büyük bölümünü ulaşım ile geçirdik. Uçağımızın kalkış saati 11.50 iken bir saatlik rötarla beraber iniş saatimiz 16.15'i buldu. Pasaport kontrolü, Aero Express derken otele varışımız 18.30 civarındaydı. Yerleşme ve kısa bir hazırlığın ardından kendimizi direkt Moskova'nın İstiklal caddesi dedikleri Arbat caddesine attık. Caddeyi bir tur dolaştıktan sonra Varenichnya restoranında karar kıldık ve çok memnun kaldık. Varenichnya tam aradığımız tipik Rus mutfağı restoranıydı. Biz ilk olarak Rusların meşhur Borsch çorbasını tattık ve çok sevdik. İçinde pek çok sebze ve küçük et parçaları olan bu çorbanın ana malzemesi pancar. Bu yüzden güzel bir kırmızılığı var. Ana yemek öncesi ise fotoğrafını çektiğim sarımsak soslu krutonları söyledik ve tek kelimeyle bayıldık. Nil bir tanesinin tadına bakınca hepsini önüne çekti:) Ana yemek olarak ise fotoğrafını çekmeyi unuttuğum mantar ve kıymalı krepler ile Nil için Vareniki dedikleri mantıdan söyledik. Tabaklarda tek bir yemek kırıntısı bile kalmadı. Nil'in patatesli varenikisine de göz diktik ama hepsini bitirdi:) Bir de daha önce tadılması tavsiye edilen Kvass istedik. Kvass alkolsüz ama bira tadında yerel bir Rus içeceği. Pek sevmedik ama tatmak adına iyi oldu. Bu restoranın bana göre en güzel özelliği ise çocuk dostu olmasıydı. Nil'i görür görmez boyama kalem ve kağıtları getirdiler. Biz rica etmeden küçük çatal ve kaşık servisi koydular. Bunlar insanlık için küçük ama ebeveynler için çok önemli mevzular:) 

Görsel alıntıdır.

Akşam çıktığımız için Arbat caddesinin fotoğrafını çekmeyi ihmal etmişim ama benim ve Mert'in gözlemi kesinlikle İstiklal caddesiyle uzaktan ya da yakından ilgisinin olmadığı yönündeydi. En başta Arbat İstiklal kadar uzun bir cadde değil. Oldukça kısa ve yine insan sayısı olarak kıyaslanamayacak kadar sakin. Evet diğer bölgelerine göre daha hareketli ama kalabalık denemez. Burada giyim mağazaları aramayın. Sadece restoran, cafe ve ara ara souvenir shop yani hediyelik eşya mağazaları var. Fakat en güzeli cadde boyunca pek çok ressam ve müzisyenle karşılaşmak. Sokak sanatçıları ile iç içe yürüyüş yapmak isteyenler ya da resmini yaptırmak isteyenler için ideal. Ben çok istedim ama vaktimiz kısıtlı olduğu için fırsatımız olmadı. 

İlk yazımı burada sonlandırıp ikinci yazıma başlamak üzere biraz dinleniyorum. Yakın zamanda burada olur... 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder