Moskova Gezi Notları - 3


Moskova'da geçirdiğimiz ilk iki gün şanslıydık ki hava çok güzeldi ve yazlık kıyafetlerimizle rahatça dolaşıp gezdik. Fakat son üç günün hava durumuna bakarak serin geçeceğini bilmemize ve hazırlıklı olmamıza rağmen ben açıkçası böyle bir soğuk tahmin edememiştim. Aslında hava normal bir serinlikteydi ama ara ara öyle soğuk ve karşılaşmadığımız türde bir rüzgar esiyordu ki insanın iliklerine kadar işliyordu. Aylardan Ağustos olduğunu belirtirsem kış aylarında Moskova'ya gitmenin nasıl bir şey olabileceğini az çok tahmin etmişsinizdir. Benim gibi çok üşüyen biriyseniz hiç tavsiye etmem. 


Ben önceden hazırlıklı davranıp Nil'e gerekli kıyafetleri getirsem de kendime yeterince getirmediğimi itiraf edeyim. Biraz üşüdüm ama annelik bu ya Nil üşümediği için ben de rahattım. Hep derim ya "annelik normal bir şey değil" :) Gelelim gezdiğimiz yerlere... Üçüncü gün de Kızıl Meydan'a gidip gezimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Lenin'in Mozolesi'nin önünde sıraya giriyoruz ama sıra hızla ilerliyor. Heyecanlıyız çünkü büyük Rus lideri Lenin'in canlı olmasa da bire bir mumyasını görebileceğiz. Burada fotoğraf çekmek tahmin edersiniz ki yasak ama oraya giren kimsenin bu görüntüyü aklından çıkarabileceğini düşünmüyorum. Sanki uzun bir uykuya yatmış, her an gözlerini açabilecek kadar canlı gibi duran Lenin tam karşımızdaydı ve heyecanlanmamak elde değildi. Bu arada merak edenler için girişin ücretsiz olduğunu ama sadece 10.00 - 13.00 arasında ziyaret edilebileceğini de ekleyim.


Lenin'in mozolesinden sonra yine Kızıl Meydan'ın yanında yer alan Kremlin Sarayı'na doğru ilerliyoruz. Saray deyince Versailles, Buckingham gibi saraylar aklınıza gelmesin. Burası başka bir kültür ve tarih barındırdığı için diğerlerinden mimari ve yerleşim olarak çok farklı. Büyük bir alan üzerine kurulmuş pek çok bina ve kuleden ibaret. Görkemli denilemez; sadece bu yüzden bile diğer saraylardan epey farklı. Ben şahsen çok etkilenmedim ama görülmesi gereken yerlerdendi ve listemizden bir gezilecek yer maddesinin üstünü daha çizmiş olduk.


Moskova'ya gelmişken Kremlin Sarayı'nı görmeden dönülmez dedim ama asıl görülmeden dönülmeyecek yer bizim için kesinlikle Novodevichy mezarlığıydı. Nedeni belli... Kitaplarıyla, şiirleriyle, hayatını okumakla avunduğumuz Nazım Hikmet'in mezarını ziyaret için düştük yollara. Gidip gördüğümüzde ise tüylerimizin diken diken olduğunu, gözlerimizin dolduğunu ve çok farklı duygular içine girdiğimizi söyleyebilirim. Her şeyden önce ona bu kadar değer verilip her daim canlı çiçeklerle anıldığı ve belki de mezarlığın en güzel yerlerinden biri verildiği için mutlu olduk ama tabii ki insan "Neden ülkemizde değil?" diye düşünmeden edemiyor. Yine de orada zarar görmeden, saldırılara maruz kalmadan güven içinde yattığını bilmek mutluluk veriyor. Keşke daha medeni olabilseydik, keşke değerini daha iyi anlayabilseydik ama olmadı... Elimizden gelen bu kadarı. Oradan ayrılırken ise içimizi kaplayan huzur tarif edilemez... 


Dünyanın en güzel parklarından biri Moskova'daysa ve Nil'le berabersek oraya gitmeden olmazdı ki Gorky Park gezilecek yerler listemizin başlarında yer alıyordu. Yine kıyaslama yapıp bir "Hyde Park" olmadığını söyleyeceğim ama huzur veren, her medeni şehirdeki gibi merkezde yer alıp şehirden uzakmış hissi veren bir park olduğunu da belirtmekte fayda var.  

Daha önce de belirttiğim gibi bu Nil'le ilk yurt dışı gezimizdi ve bu kadar yeri gezerken, arada ufak tefek sızlanmaları olsa da 4 yaşında bir çocuk olarak bize gayet güzel eşlik etti. Hal böyle olunca son akşamımızda onun hoşuna gideceğinden emin olduğum bir yere - Moskova çocuk alışveriş merkezine - gittik. Burası çocuklar için olduğu kadar bizim için de çok eğlenceli bir mini AVM. Her kat ve mağazaların hitap ettiği profil yalnızca çocuklar. En başta Londra'daki kadar olmasa da büyük bir Hamleys var ve burada saatler geçirebilirsiniz. Onun dışında çocukların eğlenmesi için pek çok platform tasarlanmış. Bizi en çok mutlu eden ise ünlü Rus çizgi film kahramanı "Masha ve Koca Ayı"nın karşımıza çıkması oldu. Nil Central Children's Mall'dan o kadar mutlu ayrıldı ki pek çok kez iyi ki gelmişiz dedik. Bence çocuğunuz varsa harika bir yer ama çocuğunuz yoksa da mutlaka görmelisiniz diyebilirim. En azından Moskova'da akşam zaman geçirmek isteyeceğiniz belirli bir mekan yoksa bir akşamınızı buraya ayırabilirsiniz.


Moskova metro istasyonlarını yazmadan yazımı elbette bitirmeyeceğim. Bu konuda çok okudum, çok dinledim ama görünce hissettiklerim anlatılamazdı. Sadece metro istasyonları için düzenlenen turistik gezilerin olduğunu söylersem ne kadar güzel ve önemli olduklarını anlatmış olabilirim sanıyorum. Bütün metro istasyonları değil ama özellikle eski metro istasyonlarını içeren kahverengi hat üzerindeki hemen her istasyon gezilmeli diye düşünüyorum. Her biri ayrı bir sanat eseri , her biri ayrı bir sergi görünümünde. Adeta sanat galerisi gibiler ve çok değer verildiği belli. İlk hallerini korumayı başarmışlar. 


Yazımı bitirmeden çocukla Moskova gezmenin nasıl olabileceği hakkında da bazı düşüncelerimi eklemek istiyorum. Öncelikle pusetle gittiyseniz sanırım Türkiye dahil çocukla gidilecek en son yerlerden biri. Metro istasyonlarına girişte yürüyen merdiven diye bir icat yok. Resimde gördüğünüz, her pusetin rahatlıkla sığamayacağı, dünyanın en anlamsız düzeneği yapılmış. Bu nedenle çocuğunuzu pusette taşıyorsanız Moskova sizin için bir işkenceye dönüşebilir. Üstelik sadece metro istasyonlarına giriş değil, her yerde alt geçit mevcut. Şehir merkezinde yayalar için trafik ışığı diye bir şey yok. Işık yerine alt geçit var ve her yerde! Bu alt geçitlerde de kimi zaman resimdeki düzenek var, kimi zaman ise hiç bir şey yok... Sadece merdivenden ibaret. Nil büyüdüğü için merdivenleri yürüyerek inip çıktı ama yorulursa diye pusetimiz de her daim yanımızdaydı. Mert devamlı o puseti indirip kaldırmaktan kol kası yaptı:)  Şaka bir yana çok sevimsiz bir durum ve asla çocuk dostu bir şehir değil. Çocukları da bir kenara koyuyorum, engelliler düşünülmemiş bile! Bu kadar medeni bir ülkede bu detaylar nasıl düşünülmez benim aklım almadı. Çocuğunuzla gitmek isterseniz diye bu önemli detayı paylaşmak istedim ama bebekle gitmek isterseniz ve macera aramıyorsanız bir daha düşünün derim. 

Bu engellere rağmen yine de Moskova gezimiz bizim için unutulmayacak bir anı oldu. En başta da 4-5 gün boyunca hiç ayrılmadan, işe gitmeden üçümüzün birlikte geçirdiği bir tatil olduğu için Nil çok mutluydu. Onun mutluluğu ise her şeye bedeldi. Evet Nil'i çok yormamak için gitmek istediğimiz her yere gidemedik (mesela hiç müze gezemedik). Fakat "keşke gitseydik" de demedik. Belki büyüyüp genç kız olduğunda bir kez daha gider, topuklarımız ağrıyıncaya kadar gezeriz. O zamana kadar sağlıklı kalalım yeter:) 



7 yorum:

  1. 1.5 yıl yaşadım Moskova'da. Birde kış aylarında soğuğu görsen. Yüz felci oldu sanıyor insan ama onlar çok alışmış. hiç üşümüyorlar.
    Metro istasyonunu dünya savaşında Alman askerlere yaptırmışlar. Bizdeki metroların çok ama çok büyüğü bütün şehri kaplıyor.
    Birlikte zaman geçirmenize çok sevindim
    sevgiler
    Şafak
    www.safagindunyasi.com
    www.bloggerlarpaylasiyor.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne şanslıyız ki dört mevsimi yaşayabildiğimiz bir ülkedeyiz.

      Sil
  2. Şaşırdım metro istasyon girişlerine..nasıl düşünmemişler engellileri, bebeklileri..
    kareler çok güzel :)
    nice gezmelere sağlıkla..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler... Biz de çok şaşırdık, maalesef hiç düşünülmemiş.

      Sil
  3. ne güzel rengarenk sokaklar parklar :)

    YanıtlaSil
  4. Ağustosta bile üşüttüyse kışını hayal etmek istemezsin :) Biz yılbaşında gitmiştik ve kar kış -10 lar demeden sabahtan akşama kadar dışarlarda gezmiştik, gençlik işte :)) Şimdi çocukla öyle fink atamıcaz :(

    YanıtlaSil