Doğa'yla İlk 6 Ay


Aslında bu yazıyı biraz geç yazıyorum ama geriye dönüp baktığımda ilk 6 ay nasıl geçmiş yazıya dökmek istedim ki kalıcı olsun. Yoksa "prrrr" uçup gidiyor. Bunu en son Doğa'ya ek gıdaya başlayacağımız zaman Nil'e ne yedirdiğime dair en ufak bir şey hatırlamayınca fark ettim. 5 senede hafızamda bu denli bir boşluk olabiliyorsa 10 sene sonra çocuklar bana soru sorduklarında herhalde boş boş suratlarına bakarım diye düşündüğüm için canhıraş bilgisayarın başına geçtim:) Hem ben okuyup bu günlere geri dönerim; hem onlar okuyup mutlu olurlar; hem de başka annelere ve anne adaylarına fikir vermiş olurum diye düşündüm.

Aslında bu yazıları ay ay yazmak gerekiyor ama benden bu kadarı ancak çıkıyor. Başına oturmuşken de Instagram postu altına yazı yazar gibi iki üç cümle yazıp bitiremiyorum. Hal böyle olunca aralar uzuyor.

Bu yazıyı yazarken Doğa artık hayatımızın bir parçası olmuş durumda ve ilk zamanların şaşkınlığı, iki çocuklu hayata adapte olma gibi süreçleri atlatmış bulunuyoruz. O yüzden daha aklıselim bir halde yazmak hiç de fena olmadı diye düşünüyorum. Doğum hikayemi daha önce yazmıştım. Sonrasında neler oldu ondan bahsedeyim...

Annem hamileliğimin son günlerinde ve sonrasındaki ilk iki hafta yanımdaydı. O iki hafta kim olursa olsun yanınızda biri olması hem akıl hem ruh sağlığınız için çok önemli. Bu nedenle anneniz olsun olmasın teklif edilen yardımları asla geri çevirmeyin. İlk başta "Ben her şeyi hallederim" diye düşünüp anneliğin verdiği tuhaf hormonlarla tüm yükün altına girmeye kalkarsanız vay halinize. Ben hep söylerim; çok şanslıyım ki annem daima yanımda. O iki hafta sadece yemek yapması bile o kadar kıymetliydi ki hiçbir şey yapmasa da olurdu ama her anımıza koşturdu. Onun hakkını nasıl öderim hiç bilmiyorum. Gelelim o iki haftanın sonuna... Biraz sudan çıkmış balık gibi olduğumu itiraf ediyorum ama insana bir güç geliyormuş ve her şeyi bir şekilde hallediyormuş. Tabii en önemlisi eş. Mert başından beri bana yardımcı olduğu için Doğa doğduğunda da bana yardım anlamında çok sorun yaşatmadı. Tabii ki anne olarak yükün çoğu bendeydi ama hafifletmeye çalıştı. Ben Doğa'yı uyuturken o Nil'i uyuttu ki bu öyle "Nil'cim iyi geceler" deyip çıkmak gibi bir şey değil. Kitap okunacak, suyu içirilecek, tuvaletine gidecek... Sonra ev işlerinde yine yardımını eksik etmedi ama buradan da şikayetimi yazayım: Bu yılki basketbol maçları için kombine bilet aldı ve maça gittiği bazı akşamlar benim için biraz zor geçti. Bazen kızsam da bir şekilde idare ettim. Sonuçta benim nasıl kendime ait bir yaşam alanım varsa (son 7 aydır pek de yok) onun da buna ihtiyacı var diyerek durumu çok da büyütmedim. Fakat zamanlama ikinci çocuk doğar doğmaz olmalı mıydı işte ondan emin değilim:)


Gelelim Nil tarafına... Bu süreçte Mert'le ciddi bir farkındalık içindeydik ki süreci en ağır hasarla geçirecek kişi Nil olabilirdi ama biz hem ona hem de ikisine karşı dikkatli davranmaya özen gösterdik. "Dikkatli davranmak" Nil'e ekstra özenli, onu şımartacak şekilde davrandığımız olarak anlaşılmasın. Bilakis biz tamamen eskisi gibi olmaya daha çok dikkat ettik ki iki çocukla bu hiç kolay değil ama onun sağlıklı büyümesi, sevildiğini her daim bilmesi ve en önemlisi Doğa'yla sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için bu çok önemliydi. İki çocuklu hayatımızın temel prensibi adaletli birer anne ve baba olmaktı. İkisini de çok seviyoruz demeyeceğim çünkü ikisi de ayrı bireyler ve biz ikisini ayrı ayrı seviyoruz. Kıyaslamıyoruz, aynı cümle içinde Nil ve Doğa'yı olabildiğince karşılaştırma anlamında telaffuz etmiyoruz. Çok da abartmayın diye düşünenler için bunlar çok önemli detaylar. Bence siz de dikkat edin derim. Bunlara dikkat ettiğimiz için mi bilmiyorum ama şu ana kadar aklımda yer edecek bir kıskançlık sahnesi net olarak gözümde canlanmıyor. Elbette ufak tefek problemler yaşıyoruz ama büyütmeden geçiyoruz. Bundan sonra nasıl olur bilemem ama şunu iyi biliyorum ki biz özen göstermeye devam edeceğiz ve duygularını ifade etmesi konusunda onu destekleyeceğiz. Önemli olan içine atıp büyütmeden bizimle paylaşabilmesi ve ona olan sevgimizden şüphe etmemesi. Tek amacımız bunu sağlamak.

Bende neler değişti dersek... Artık tam bir aile olmuşuz gibi hissediyorum. Kardeş şart gibi genellemelerden oldum olası hoşlanmadım çünkü her ailenin dinamikleri farklıdır ve bazen tek çocuk yapmak daha doğru da olabilir. Ancak kendi ailemiz için şunu söyleyebilirim ki Doğa bize çok iyi geldi. Zannetmeyin ki her şey tozpembe ama bunlar olağan ve normal diye baktığım için yazmıyorum bile. Elbette zorlukları çok ama bunları zaten biliyorduk. Yakınmak anlamsız geliyor. Fakat bu süreçte şunu gördüm ki çocuk anne ve babayı hem duygusal hem mental olarak zenginleştiriyor. Örneğin kalbim ikiye bölünmüş gibi hissetmiyorum. Sanki daha da büyümüş gibi demek daha doğru olur. Evin içindeki sesler, canlılık... Bunları seviyorum. Onlar büyüdükçe gelişimleriyle ilgili kitaplar okumak, filmleri anne gözüyle izlemek, olayları anne olarak yorumlamak bana çok şey katıyor. Üstelik Doğa'dan sonra bunları daha da yoğun yaşıyorum. Sanki "Daha Anne" olmuşum gibi hissediyorum. Bundan sonra ise onlarla ilkokula tekrar başlamış gibi olacağım... Sonra ortaokul, sonra lise, üniversite... Yeter ki sağlıklı olalım. Hepsini beraber yapabiliyor olmak eminim çok güzel olacak. 

İki çocuklu hayatta en çok zorlandığım konu ise her şeye yetişmeye çalışmak. Zaten her sabah kalkıp işe gidiyorum ve dönüşte çocukların öz bakımları, günlük tempomuzda yapılacaklar listesini tamamlamak gibi ana görevlerimin yanında daha buraya yazamayacağım bin tane iş çıkıyor ve o telefonuma kaydettiğim yapılacaklar listesi hiç bitmediği gibi devamlı güncellenip maddeleri çoğalıyor. Bazen gün 48 saat falan olsun istiyorum ama bu kadar koşturmanın arasında gece hep huzurlu uyuduğumu fark ediyorum. Çocukların ev içinde yaydığı olumlu bir enerji olduğuna inanıyorum. İşte bu o tempoya rağmen beni ayakta tutuyor. Sanırım bütün anneler aynı duyguyu yaşıyordur. 


Son olarak yazımın ana karakteri, ailenin en miniği Doğa ile ilgili yazacaklarıma gelirsek... Kendisi yarım yaşını tamamladı ve bir hayli yol kat etti. Bizi çok iyi tanıyor, her birimize ayrı ayrı gülümsüyor, değişik sesler çıkarıyor. Yine bu süreçte tıpkı ablası gibi 5,5 aylıkken ilk iki dişini çıkardı. Buçuğu ve iki dişi olması bile aynı ki bu gerçekten ilginç bir deneyim oldu. Anne sütüne devam ediyoruz. 6. ayın ortalarında ek gıdaya da başladık ve şimdiye kadar gayet olumlu devam ediyor. Gündüz uykuları çok kısa sürse de gece güzel uyuduğu için bunu çok problem etmiyorum. Şimdilik kendi kendine yuvarlanarak ve olduğu yerde pergel misali 360 derece dönerek ulaşmak istediği yere ulaşıyor ve bunu yaparken müthiş bir efor sarf ediyor çünkü emekleyemiyor:) Önümüzdeki 1-2 ay içinde emekler diye düşünüyorum. 

İlk altı ayımız bu şekilde geçip giderken geriye dönüp baktığımda yorgun ama mutlu bir ben görüyorum. Gül - diken meselesi... Şimdi sırada 1 yaşına kadar ilk tatil, ilk emeklemeler, ilk sözcükler var. Bundan sonrası bol aksiyonlu. 6+ aylık bebeği olan tüm annelere ve bana kolay gelsin:) 

2 yorum:

  1. Merhaba Yeşim Hanım, ben de 4 buçuk yaşında ve 2 buçuk aylık olmak üzere 2 erkek çocuğu annesiyim. Aynı zamanda bir eğitim kurumunda tam zamanlı öğretmenlik yapıyorum. Okul öncesi öğretmeniyim. Zaman zaman fikir almak için sayfanızı takip ediyorum. İki çocuklu yaşamı çok dozunda anlatmışsıniz. Biz çocukken sokakta oyunlar, komsuluk, akraba çocukları ile bir arada olmak gibi durumları yoğun olarak yaşadık. Ancak günümüzde bu durum genel olarak daha farklı yaşanıyor. Annelerin yükü daha fazla. Hem iş, hem ev düzenini sürdürme hem de çocuklarımızın oyun arkadaşı olma gibi rollerimizi çok yogun yaşiyoruz. Bu durumdan zaman zaman yorgunluk duysam da evlatlarımın yüzündeki huzurlu ve mutlu ifadeyi görmek her zaman gücüme güç katıyor. Yazdıklarınıza benzer durumları yaşıyorum ve bu yoğun günlerde tek olmadığını bilmek nasıl iyi geliyor... Tüm gayemiz her anlamda saglikli ve mutlu cocuklar yetistirebilmek. Yolunuz açık olsun. Sevgilerle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Sanırım yalnız olmadığımızı bilmemek de bize güç katıyor. Dediklerinizde çok haklısınız. Modern yaşamda teknoloji işlerimizi kolaylaştırsa da annelerden beklenti de aynı oranda artıyor.

      Sil